Kaygı Atağı Nedir?
Kaygı atağı çoğu literatürde yer alsa da henüz geçerliliği yoktur. Kaygı atağını kaygıdan ayıran net çizgilerin bulunmaması bunun önünde bir engel. Yani çoğunlukla bu durumun bir atak adı altında yer alıp almadığı tartışma konusu.
Kaygı atağı çoğu literatürde yer alsa da henüz geçerliliği yoktur. Kaygı atağını kaygıdan ayıran net çizgilerin bulunmaması bunun önünde bir engel. Yani çoğunlukla bu durumun bir atak adı altında yer alıp almadığı tartışma konusu.
Her yönüyle ele alınan politik tutumları gelişimsel açıdan değerlendirmek mümkündür. Günümüzde, her iki politik tutumun birtakım psikolojik ihtiyaçlara yanıt verdiği varsayımıyla ilişkisel analizler derinleştirilmeye devam etmektedir.
Suç insanlık tarihinin uzun süredir bir parçası olmasına rağmen fail konumunda erkekler ön plandadır. Kadınların suç işlemeyeceğine yönelik kalıp yargıların temelinde toplumsal cinsiyetin kadına atfettikleri bakım veren, destekleyen, itaat eden özellikleri etkilidir.
Ergenlik dönemi; fiziksel büyüme, cinsel gelişim ve psikososyal olgunlaşmanın gerçekleştiği, çocukluktan yetişkinlik hayatına geçiş süreci olarak tanımlanmaktadır. (Parlaz, Tekgül, Karademirci ve Öngel, 2012).
Yaratıcılık ile psikolojik bozukluklar arasındaki olası bağlantılar 20. yy başında araştırılmaya başlanmıştır.
Lüsid rüya; bireyin rüya gördüğünün farkına varma ve/veya rüya esnasında bilinçli olarak olayları kontrol edebilme halidir. Bu terim ilk olarak yazar Ceila Green tarafından ortaya atılmıştır ve yazarın aynı isimli bir kitabı da mevcuttur.
Sosyal psikolojinin Hayvan Çiftliği konusunda söyleyeceği çok şey vardır. Ancak bu yazının kapsamı, sadece sosyal psikolojinin Napoleon’un kişiliği ve tutumları üzerine söyleyecekleri ile sınırlıdır.
Karanlık Üçlü’de manipülasyon, yalancılık, çıkarları doğrultusunda diğerlerini kullanma, güç arzusu, yıkıcı davranışlar ortak olarak görülmektedir. Bu özellikleri nedeniyle de bu kişiler çoğu zaman başarılı kişiler olarak karşımıza çıkmaktadırlar.
Psikanalitik kuram, ergenin yaşadığı öfke için ebeveynlerle kurulan ilişkilere, nesne ilişkilerine ve ödipal dönem çatışmalarının tekrarlanmasına vurgu yapar.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre, her yıl yaklaşık 800.000 kişi intihar yoluyla yaşamına son vermektedir. Türkiye’de ise 2018 TÜİK verilerine göre, ölümle sonuçlanan intihar sayısı 3.161’dir.