Shrek, Güzellik Standartları ve Stereotipler

Shrek'in ana fikri klasik masalların dışına çıkıyor. Var olan sosyal normlara uymayanların hikayesini anlatıyor.

Shrek, animasyon dünyasının baş yapıtlarından biri. Yayınlandığı tarihten beri herkesin tanıdığı önemli bir animasyon haline geldi Shrek. Shrek 2 tam 919 milyon dolara ulaşan box office hasılatı ile en çok izlenen animasyonlardan biri oldu. Burdan yola çıkarsak yaş fark etmeden hepimizin bir parça bulduğu bir seri diyebiliriz. Peki bunun nedenini hiç düşündük mü?

Shrek’in ana fikri klasik masalların dışına çıkıyor. Var olan sosyal normlara uymayanların hikayesini anlatıyor. Dışlanan, olduğu gibi kabul görmeyenlerin kendini bulma hikayesini seriyor bizlere. Özellikle Shrek 2‘nin içinde aktivizm ve ataerkillik etkili bir biçimde işlendiğinden dolayı yediden yetmişe bir kitlesi oluşuyor.

Soğana Benzeyen Dev: Shrek

Ana karakterimiz Shrek, toplum tarafından dışlanan bir dev. Kendi bataklığında izole bir şekilde yaşamını devam ettiriyor. Herhangi bir iletişimden kaçıyor çünkü insanlar tarafından kötü kodlandığının farkında. Burada ilk streotipleştirme işleyişini görüyoruz. Stereotip, ortak bir noktaya sahip grubun farklılıklarının abartılması ya da basitleştirilmesidir (Herrera & MacLin, 2006). Genellikle negatif olan bu tiplemeler, Shrek içindeki her karaktere dokunuyor. Ana karakterimiz toplumun kabul edemediği, korkunç ve kötü davranan şemayı kabullenen bir durumda. Ta ki eşek ve Fiona’yla tanışana kadar.

Eşek

Eşek karakteri de güzellik standartlarıyla boğuşuyor. O, Shrek’ten farklı olarak bu durumla daha barışık. Diğerlerinin onu aşağılamak için kullandığı söylemler onun için düşürücü bir değer taşımıyor. Değerlerini daha kabul etmiş bir yapı sergiliyor. Diğer potansiyel stereotip sahibi kişilere, o yargılarla yaklaşmıyor. Her ne kadar olumlu bir tavır sergilese de, günün sonunda o da standartların mağduru. Konuşan bir “eşek” olduğundan kimseyle arkadaş olamıyor. İki dışlanan karakter, bu noktada birleşiyor.

Eşeğimiz, Shrek’le ilk tanıştığında ondan kaçmıyor çünkü kötü bir beklentisi yok. Shrek stereotip davranışlar sergileyip onu uzaklaştırmak isterken, o bunları yorumlamıyor. Karaktere göre Shrek, bir dev değil, sadece biraz uzun; korkunç değil, sadece umursamaz.

Shrek kendini anlatırken, “Devler hiç insanların sandığı gibi değildir. Devlerin de soğanın da katmanı vardır…” cümlelerini kullanıyor. Eşek ise ona “Pastanın da katmanı vardır ve herkes pastayı sever.” diyor. Ancak bu ana karakteri kızdırıyor çünkü şemadan kopmaktan kaygı duyuyor. Stereotipin devamsızlığı ekstrem sonuçlara ya da dış nedenlere bağlanır (Jackson vd., 1993). Yani stereotipten ayrılma doğal ve olağan karşılanmaz.

Bu karakterin ılımlı tavırları Shrek’in bulunduğu kalıplardan çıkmasını sağlıyor. Her karakter aslında kendi kabul yolculuğunda ilerliyor. Bu da kapsamlı ve daha sürükleyici bir hikaye yaratıyor.

Shrek 2‘de karakterler bir iksir içerek daha “güzel” olurlar. Shrek, bunu içer içmez karşı cinsin ilgisini çeker. Fakat iksirin devamlılığı ancak gerçek aşkla mümkündür. Burada işlenen aslında toplumun ideal güzellik anlayışına uygun olanın aşka uygun olması. Bir çeşit güzellik ayrıcalığı (beauty privilege) söz konusu. Hikaye ise tam burada ters köşe oluyor.

Kuledeki Prenses: Fiona

Prenses Fiona, yakışıklı bir prens tarafından kulesinden kurtarılmayı bekliyor. Klasik masallarda çok kullanılan bir senaryo bu. Masaldaki otoritenin gelecek varisi prensesimize mutluluğu ancak mutlu bir aşk getirir. Bu nedenle masum duygularla öz fedakarlık yapması gerekir (Lamb& Brown, 2006). Filmin başından beri mutlu son için bir araya gelmez Shrek ve Fiona. Zaman içerisinde birbirlerini tanır ve aşık olurlar. Yani yine mutlu-son görüyoruz ama bu sefer herhangi bir çıkar gerektirmiyor. Fiona, geleneksel heteroseksüel ilişki senaryosuna hayır demez ama yüzeysel feminen ve romantik değerleri reddeder (Marshall & Sensoy, 2009).

Karakter ne kadar feminist bir örüntüde ilerlese de batılı bir etki görüyoruz. Batının feminist tavır kavramı; bireysellik, açıklık, dürüstlük ve verimlilik değerleri arasında gelişir (Ang, 2003). Oysaki Feminizm, farklı bir kültür ya da birey için aynı anlama gelmeyebilir. Bu nokta birçok kritik tarafından ağırlıklı olarak beyaz ırk hakkında olduğu için eleştiri almıştır.

Fiona, diğer prenses masallarından alışık olmadığımız bir karakterde. Çünkü kulede ya da bir evin bodrumunda hapsedilen prensesler genelde yemek yaparak, örgü örerek, temizlik yaparak zamanlarını geçirirler. Bunları istedikleri için değil, çizilen rollerden kaynaklı yapmak zorundadırlar. Bu tarz medya gösterimleri, küçük çocukların stereotipleri içselleştirmelerine ve kendi asıl kimliklerini bastırmalarına neden olur (Pollen, 2011). Hatta “güzellik acıtır” gibi söylemeler de bunu aklar. Fiona’nın ilgi alanı dövüş sanatlarıdır ve istediği için yapar. “Beklendiği” gibi davranmaz hiçbir zaman.

İlgini çekebilir:  Birlikte Yaşamanın Romantik İlişkilere Etkisi

Güzel ve Çirkin

Fiona’nın sahip olduğu lanet yüzünden gece yarısından sonra bir deve dönüşüyor. Bunu herkesten saklıyor çünkü toplum standardına uymuyor. Ancak “güzel” kaldığında da ona verilen ilgi ve beklentiler hoşuna gitmiyor. Tam tersi, stres uyandırıyor. Burada güzellik üzerindeki baskı ve olması gerekenin iyi olmadığı gerçekliğe uygun resmediliyor.

Peri masallarında çizilen prenses figürü nazik, güzel, iyi niyetli, gücü erkekten bekleyen bir doğrultuda ilerler. Bu etiketler arasında kaybolan karakter, zamanla kendini olduğu gibi sevmeyi öğrenir. Güzel bir prenses olmayı seçmek yerine, kendini iyi ve güzel hissettiği dev olmayı seçer. Aslında verilen mesaj güzelliğin göreceli ve tek tip olmadığıdır.

Toplum Baskısı

Shrek 2‘de ise farklı bir senaryo gelişir, toplumla ve ataerkillikle ilk çatışmayı görürüz. Eski krallığına dev çift olarak dönen ikili, büyük bir şokla karşılaşır. Bu bölüm toplum baskısını temsil eder. Ne yazık ki karakterler ne kadar kendilerini oldukları gibi benimsemiş olsalar da, birbirlerinden şüphe ederler. Ancak bu ütopyada, toplum kısa sürede uyum sağlar “norm-dışı” olana. Yine burada her karakterin en iyi hissettiği benliğe dönüşmesini izleriz. Fiona’nın babası, insan görünümünden vazgeçip kurbağa kalmaya karar verir.

Roller

Shrek 3 içinde Fiona’nın diğer prenseslerle vakit geçirdiği bir sahne vardır. Bu sahnede çok iyi tanıdığımız pamuk prenses ve uyuyan güzel gibi karakterler yer alıyor. Prensesler ilk başta kalıplarıyla yer alsa da bu değişiyor. Kırılgan, korunma ihtiyacı duyan prensesler kendi özel yeteneklerini kullanarak savaşabiliyorlar. Yani özlerinden ödün vermeden esnek biçimde zengin bir kişiliğe sahip oluyorlar. Bir prense ihtiyaç duymadan kendilerini kurtarıyorlar.

Marshall ve Sensoy’un (2003) incelemesine göre, diğer masallardan farklı olarak kadınlar, fiziksel kuvvet kullanabiliyor, kendi hayatlarının sorumluluğunu üstlenebiliyor ve “erkeksi” davranışlar sergileyebiliyor. Bu nedenle film, tipik rolleri yıkmak adına rol değiştirme (role-reversal) , yani toplumsal olarak belirlenmiş rollerin tersini sergileme tekniği kullanılıyor. Bu geri planda hala o rollerin varlığını kabul etmek anlamına gelse de filmin bunu ele alması çocuklar için cinsiyetleştirilmemiş bir davranış olarak kodlanabilir.

Peki Shrek bize ne öğretiyor?

Shrek ana fikir olarak görünüşümüzün ve mutluluğumuzun onaylanmaya ihtiyacı olmadığını anlatıyor bize. Klasikleştirilmiş yanlış değerleri normalleştirmeyip, gerçekliğin doğruluğunu bizlere sermesi dönemine göre oldukça büyük bir adım. Mallet ve Melchiori’nin (2015) yaptığı bir araştırmada, öğrencilere sosyal stigmaları Shrek üzerinden örneklendirmenin konseptleri öğrenmede daha yararlı olduğu ortaya konmuş. Bizler fark etmesek de bu gibi animasyonlar birçok şemanın alt yapısını oluşturuyor ve bizlerle uzun süre yaşamaya devam ediyor. Bu nedenle, doğru ve eşit gösterimli filmlerin farkında olunması ve izletilmesi çok önemli.

Ek Okumalar

Bir Varmış Bir Yokmuş: Masallara Toplumsal Cinsiyet Açısından Bakış

Kaynakça

  • Ang, I. (2020). I’m a feminist but. .. ‘Other’ women and postnational feminism. In Transitions: New Australian feminisms (pp. 57–73). Taylor and Francis. https://doi.org/10.4324/9781003118282-5
  • Jackson, L. A., Sullivan, L. A., & Hodge, C. N. (1993). Stereotype effects of attributions, predictions, and evaluations: No two social judgments are quite alike. Journal of Personality and Social Psychology, 65(1), 69–84. https://doi.org/10.1037/0022-3514.65.1.69
  • Lamb, M. E., & Brown, D. A. (2006). Conversational apprentices: Helping children become competent informants about their own experiences. British Journal of Developmental Psychology24(1), 215–234. https://doi.org/10.1348/026151005X57657
  • MacLin, M. K., & Herrera, V. (2006). The criminal stereotype. North American Journal of Psychology, 8(2), 197–208.
  • Marshall, E., & Sensoy, O. (2009). The same old hocus-pocus: Pedagogies of gender and sexuality in Shrek 2. Discourse30(2), 151–164. https://doi.org/10.1080/01596300902809104
  • Melchiori, K. J., & Mallett, R. K. (2015). Using Shrek to Teach About Stigma. Teaching of Psychology42(3), 260–265. https://doi.org/10.1177/0098628315589502
  • Pollen, A. (2011). Performing Spectacular Girlhood: Mass-Produced Dressing-Up Costumes and the Commodification of Imagination, Textile History, 42(2), 162-180. DOI: 10.1179/174329511X13123634653820

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörlerinden İlayda Çalışkan tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.


Psikoloji Öğrencisi

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir