Bir Varmış Bir Yokmuş: Masallara Toplumsal Cinsiyet Açısından Bakış

Üvey annesinin zehirli kırmızı elmasıyla zehirlenen güzeller güzeli Pamuk Prenses, cam ayakkabısının ayağına denk gelmesiyle mutluluğa ulaşan Külkedisi, cadının şekerden eviyle kandırılan Hansel ile Gretel, küçük bir öpücükle prense dönüşen Kurbağa Prens ve daha nice çocukluğumuzu anımsatıp gülümseten, belki de kendimizi başka dünyada hissettiren masallar…

Peki, masallar göründüğü kadar masum mudur? Masalların toplumdaki yeri nedir? Masalların bize anlattığı başka neler vardır? Cinsiyet (sex) sahip olduğumuz biyolojik farklılıklara bağlı bir tanımlama iken, toplumsal cinsiyet (gender) kavramı kültürel kodlarla iç içedir. Toplumsal cinsiyet, toplumsal normların etkilerinin ve toplumsal rollerin bireyin üstündeki etkilerinin altını çizmektedir (Shields ve Dicicco, 2011).

Toplumsal rollerin en güzel öğretilerinden biri ise masallardır. Halk anlatı geleneğine dayanan masallar yaşadığı toplumdan izler taşır ve kültürel kodları vermek için güzel bir aracı haline gelir. Yaşadığı kültür nelere izin verir, neleri kabul etmez bunları bir masalda görebilmek mümkündür ve bu yüzden de masallar kültür izin verdiği müddetçe yaşar (Sezer, 2015).

Örneğin, yapılan bir araştırmaya göre Kırmızı Başlıklı Kız masalı iki bin altı yüz yıl öncesine uzanır ve dünyada otuz beş bin versiyonu bulunmaktadır (Wood, 2011). Avrupa’nın bir kısmında Kırmızı Başlıklı Kız hikayesi kurdun kızı yutmasıyla biterken, Çin’de Kırmızı Başlıklı Kız bir kurt tarafından değil de bir kaplan tarafından kandırılır. İran’da ise bir kız çocuğunun kendi başına gezinmesi hoş karşılanmayacak bir durum olduğu için masalın ana kahramanı bir oğlandır. Bu durum masalların kültüre ne kadar duyarlı olduğunun göstergesidir.

Masallar toplumsal cinsiyeti nasıl işler? 

Masallarda karşıtlıklar kullanılmaktadır: iyi-kötü, güzel-çirkin, zengin-fakir gibi kavramlar çocukların kendine model seçerken ikileme düşmesine yol açar (Fisher ve Silber, 2000). Fakat iyi olanın aynı zamanda masum ve güzel olması da şaşırtıcıdır. Örneğin; Külkedisi, üvey annesinin sözünden çıkmayan, ona ve üvey kız kardeşlerine itaat eden bir karakterdir. Ancak masumu, iyiyi ve özellikle güzeli temsil etmesi bir çocuk için iyi ile eşleştirilen alt metinler olarak karşımıza çıkar. Üvey anne ise kötüdür ve aynı zamanda kaba görünümlü, daha çirkin ve zenginliğini kötü kullanan, zulmeden bir karaktere sahiptir. Bu ise kötü ile eşleşen kavram halinde sunulur. Yine aynı şekilde Pamuk Prenses ve üvey annesi olan kraliçe, iyi ile güzelin, kötü ile çirkinin eşleştirilmesine örnek olarak verilebilir.

Çoğu masalda güzel ve iyi olan kadınlar kurtarılmayı bekleyen kırılgan yapıda bir kişiyi temsil eder. Yakışıklı ve zengin prensin gelip kurtarmasını beklerken genelde bir şey yapmazlar ve kurtulmaları ile masalların mutlu sonla bitmesi aynı zamana denk gelir. Masallarda kadınlar edilgen tasvir edilir. Karşı gelmeden, sabırla beklediğinde zaten mutlu sona erişecektir. Aksi halde başı belaya girebilir. Örneğin, Kırmızı Pabuçlar masalındaki Karen gibi dans etme arzusu yüzünden ayakları kesilerek cezalandırılabilir, Kırmızı Başlıklı Kız gibi annesini dinlemeyip bir yabancı ile konuştuğu için ölüm tehdidiyle karşılaşabilir ya da Rapunzel gibi saçlarından olabilir. Bu sayede de bir çocuk dinlediği masallarda “uslu durmayı” öğrenir. Toplumun mağdur olanı yüceltme eğilimi de bunu destekleyici hale gelebilir.

Masum güzeller masallarda mutlu sona ulaşabilir ama güç elinde olan kötü kadındır ve cezalandırılması gereklidir. Kadın aynı anda hem zeki hem de güzel olursa masumluğunu ve beğenirliğini kaybeder. Arzusunu bile kendi kontrol eder. Yani kadın edilgen bir nesne değil,  özne durumundadır. Dolayısıyla, irade sahibi olan kadın, zeki olduğu için cadı, büyücü, peri gibi insana  ait olmayan özelliklerle karşımıza çıkar.

Masallarda erkeğin konumu nedir? 

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalını düşünelim… Masalda, ormanda onu bulan ve kraliçe tarafından gönderilen avcı da erkekti ve prensesi aciz bulup, ona yardım etti. Cüceler de erkekti ve ona yardım ettiler, onu sevdiler, zarar vermeyi hiç düşünmediler ve evlerinde tuttular. Pamuk Prenses ille de neden prense aşık oldu?

Gelenekselleşen bu masallarda “kahraman” erkekler yakışıklı, prensesleri kurtarırken korkusuz, fiziksel güce ve zenginliğe sahip olması gereken kişilerdir. Örneğin, avcı iyi bir insandır fakat bir emir kuludur ve aynı zamanda yeterince yakışıklı değildir. Cüceler ise iğdiş edilmiş, cinselliği yeterli olmayacak kişilerdir (Sezer, 2015). Prens hem kralın oğlu hem zengin hem de çok yakışıklıdır ve kahraman  olması için gereken fiziksel güç özelliğine de sahip olmuş olur.  Kahramanlık ile özdeşleşen erkek için masum ve el değmemiş güzel kadın bir ödül olacaktır.

Çift dilli masalların gizli sembolleri nelerdir? 

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Külkedisi (Sindirella), Güzel ve Çirkin gibi masumluğun simgesi olan pek çok masalın erotik alt metinlere sahip olduğu incelemeler sonucunda görülmektedir (Sezer, 2015). Örneğin, neredeyse çoğu hikayede göze çarpan kırmızı, tutkuyu ve hatta yasak tutkuları simgeler. Kırmızı Başlıklı Kızın başlığı söz dinlememek ile çağrışım yapar, Pamuk Prensesin yediği kırmızı elma yabancı birine sorgusuz güvenle eşleştirilir ya da Karen’in kırmızı pabuçları, Güzel’in kırmızı gül nedeniyle Çirkin ile yaşamak zorunda olması ve daha nicesi buna örnek olarak verilebilir. Öpüşmek ve ölüm, cinsel birleşmeyi temsil eder. Prensesin ölmesine rağmen cam tabutta olması ve prense atfedilen ölü bedenin öpülme arzusu buna bir örnektir. Cam ise bekareti temsil eder. Pamuk Prensesin camdan tabutu, Külkedisinin cam ayakkabısı, Güzel ve Çirkin masalında kırmızı gülü koruyan cam fanus, güzel ve masum kadına ulaşmak ya da sahip olmak için bir engel aynı zamanda araç olarak simgelenmiştir (Sezer, 2015).

Çocukları masallarla nasıl tanıştırmalıyız?

Masallar, yansıtılan karakterler aracılığıyla normlara ve kültüre uygun davranış ve düşünüş biçimlerinin aktarımını sağlar. Toplumdaki görüşü yansıttığı için birey, çocukluktan başlayarak kendini masallarda yer alan bu kalıpların içine yerleştirir. Ötekileşmek istemez. Bilinç dışı düzeyde çocuklar karakter ile özdeşleşme yaşar ve yetişkin olduğunda da bunları kendinde barındırmaya devam eder (Artun,2012).

Çocukların bu masalları hiç okumamasını sağlamak ya da bu masallardan mahrum bırakmak elbette bir çözüm değildir. Çocuklarla birlikte, keşfedilir tarzda dil kullanılmalı ve eleştirel bakış açısı sağlanmalıdır. Masalları avantajlı hale getirerek, çocukları özgür ve zengin düşüncelere sahip bireyler haline getirebiliriz (Sezer, 2015). Günümüzde daha fazla bilinen ‘’karşıt masallar’’ da bunun için güzel bir yol olabilir.


Kaynakça
  • Artun, İpek (2012). “Masallar ve Toplumsal Cinsiyet: Kadın Kimliğinin Ataerkil Söylemlerle Yeniden Yapılandırılması”, http://iletisim.ieu.edu.tr/karine/?p=265, Erişim Tarihi: 16.12.2019
  • Fisher, J. & Silber, E. S. (2000). Good and bad beyond belief: Teaching gender lessons through fairy tales and feminist theory. Women’s Studies Quarterly, 28(3/4), 121-136.
  • Grim Kardeşler; Değerli Masallar-Güzel ve Çirkin, Çeviren: Müge Çevikoğlu, 1001 Çiçek Yayıncılık, İst. 2017.
  • Güvençer, Ş. (2011). Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler. İstanbul: Timaş Çocuk.
  • Güvençer, Ş. (2011). Kül Kedisi Sindirella. İstanbul: Timaş Çocuk.
  • Güvençer, Ş. (2011) Kırmızı Başlıklı Kız. İstanbul: Timaş Çocuk.
  • Sezer, M. Ö. (2015). Masallar ve Toplumsal Cinsiyet. Evrensel Basım Yayın, İstanbul.
  • Shields, S. A. & Dicicco, E. C. (2011). The social psychology of sex and gender: From gender differences to doing gender. Psychology of Women Quarterly, 35(3), 491-499.
  • Wood, L. F. (2011). Little Red Riding Hood and the Big Bad Wolf Revisited as Structured Content. Drug Information Journal, 45(2), 131-135.

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir