Zihin Engel Tanımaz: Spor Psikolojisi ve Paralimpik Mücadele

Röportajımızda, Türk asıllı Avustralyalı tekerlekli sandalye ragbi oyuncusu Nazım Erdem, 20 yaşında geçirdiği kazayla quadriplejik olduğunu, ancak spora olan tutkusunu kaybetmediğini anlatıyor. Rehabilitasyon sırasında başladığı tekerlekli sandalye ragbi ile beş Paralimpik Oyun’a katıldı ve iki altın, iki gümüş madalya kazandı. Ailesi, inancı ve zihinsel direnci ona ilham verdi; stresi yönetme ve motivasyonu sürdürme teknikleriyle hem spor hayatında hem de toplumsal farkındalık yaratmada örnek oldu.

Rising Phoenix Paralimpik belgeselini izlerken, Avustralya tekerlekli sandalye ragbi takımında oynayan bir Türk sporcu fark ettim. Daha fazla bilgi edinmek için araştırdım ve Nazım Erdem’in takım arkadaşlarıyla birlikte Paralimpik Oyunlar’da iki altın ve iki gümüş madalya kazandığını öğrendim. Bir Türk sporcunun böylesine büyük başarılar elde etmesi beni çok gururlandırdı, bu yüzden kendisiyle bir röportaj yapmak için iletişime geçtim. Nazım Bey de nazikçe kabul etti.

  •  Öncelikle, zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Yolculuğunuzdan biraz bahsedebilir misiniz? Rugby’ye nasıl başladınız, Avustralya’ya taşınmanıza ne sebep oldu ve nasıl milli takıma seçildiniz? Bu süreçte sizi özellikle etkileyen bir an veya kişi oldu mu?

Her iki ebeveynim de Türk. Babam 1968 yılında Avustralya’ya taşındı, sonra Türkiye’ye döndü ve annemle evlendi. Daha sonra annem ve ben 1971’de ona katıldık. O zamanlar sadece bir yaşındaydım.

20 yaşındayken arkadaşlarımla sahildeydim, biraz gösteriş yapıyordum ve bir iskeleden sığ suya — sadece yaklaşık bir metre derinliğinde — atladım ve boynumu kırdım. Tüm vücudumda hareket kaybı yaşadım ve felç oldum. C5 seviyesinden boynum kırıldı ve omuriliğim zarar gördü. 10 ay boyunca hastanede ve rehabilitasyonda kaldım. Quadriplejik oldum, ancak kollarımda yeterli hareketi geri kazanarak manuel tekerlekli sandalye kullanabildim.

Austin Hastanesi’nde rehabilitasyon sırasında, Leisure Work ekibi beni bir tekerlekli sandalye ragbi maçı izlemeye götürdü. Maçı çok sevdim — her iki takımın da keyif almasını görmek çok etkileyiciydi. Kazadan önce boks yapmıştım ve Avustralya Futbolu oynamıştım. Takım sporlarını seviyordum, bu yüzden tekerlekli sandalye ragbi, takım sporlarından kopmadan devam etmemin bir yolu olabilirdi.

1991’in sonlarında hastaneden taburcu olduktan sonra tekerlekli sandalye ragbiye başladım. Başlarda çok iyi değildim, ama oyuncular çok sıcakkanlıydı. Güçlenmek ve daha bağımsız olmak istiyordum. Aynı zamanda  onlardan hayat hakkında hangi arabaları sürdükleri, ilişkileri ve benzeri konuları  öğrenmek istiyordum.

1994’te Victoria takımında ulusal yarışmalarda oynamaya seçildim. Gelişmeye devam ettim ve 1998’de Avustralya Milli Takımı’na seçildim. 20 yıl boyunca milli takımda oynadım ve beş Paralimpik Oyun’a katıldım: Sydney 2000 (Gümüş), Atina 2004, Pekin 2008 (Gümüş), Londra 2012 (Altın) ve Rio 2016 (Altın).

  •  Bu gerçekten takdir edilecek inanılmaz bir yolculuk. Aileniz sakatlığınıza nasıl tepki verdi ve bu süreçte sizi kim veya ne motive etti?

Sakatlığım tüm ailemi etkiledi. Ailem ve küçük kardeşlerim de acı çektiği için üzgündüm. Aktif ve pozitif kalmak istedim ki onlar benimle gurur duyabilsin. Ailem bana çok ilham verdi — Avustralya’ya hiçbir şeyle geldiler ve hepimiz için daha iyi bir hayat yaratmak için çok çalıştılar. Bir diğer ilham kaynağım ise Muhammed Ali. Zor mücadelelerden geçti, dünyayı daha iyi bir yer yapmak için çalıştı ve hem ring içinde hem dışında prensiplerine sadık kaldı.

  • Kendi kökeninizden farklı bir ülkenin milli takımını temsil etmek nasıl bir his? Hiç yabancı hissettiniz mi?

Avustralya’da büyüdüğüm için burası benim evim gibi, ama aynı zamanda %100 Türk hissediyorum — ben bir Türk Avustralyalıyım. Elbette büyürken ırkçılıkla karşılaştım. Ne var ki hiçbiri başa çıkamayacağım durumlar değildi. Hem fiziksel hem de zihinsel olarak güçlüydüm. Arkadaşlarım çok çeşitli geçmişlerden geliyordu — Avustralyalı, Yugoslav, Yunan, Brezilyalı ve daha fazlası. Zaman zaman yabancı hissediyordum ama zihinsel olarak her zaman burada ait olduğuma inandım ve bu bana sağlamlık sağladı.

  •  Maçlar sırasında özellikle yüksek baskı anlarında kendinizi motive etmek için ne yaparsınız? Maç öncesi herhangi bir ritüeliniz var mı?

Maç sırasında neden burada olduğumu düşünürüm — yaptığım tüm antrenmanlar, topluluğum, ailem ve yetenekli olduğuma dair güvenim. Sporcu olarak rolüm gerekliliklerinde bir tanesi  rakiplere karşı savunma yapmak. Aynı zamanda sorumluluklarım topu ve takım arkadaşlarımı korumayı içeriyor.

Ayrıca bir ritüelim var: Eldivenlerimi belirli bir sırayla giyiyorum — önce sol, sonra sağ — ve rakiplerimi inceliyorum. Bu onlara odaklandığımı ve analiz ettiğimi gösteriyor, bu da çoğu zaman onları etkiliyor. Bu tür zihinsel taktikleri kullanmayı seviyorum.

  • Maç sırasında odaklanmak için hangi nefes ve imgeleme gibi zihin teknikleri kullanıyor musunuz?

Evet. Sakin kalırım, zihnimi temizlerim ve maçın farklı durumlarını görselleştiririm, nasıl tepki vereceğimi hayal ederim. Takımımın güçlü yönlerine odaklanırım ve rakibi rahatsız etmeye çalışırım — onların kafasında şüphe oluşturmak doğru yapıldığında çok etkili olabiliyor.

  • Maç öncesi ve sırasında stresi nasıl yönetiyorsunuz?

Maçtan önce stres yapmamaya çalışırım. Hazırlığıma, antrenmanlarıma ve ekipmanlarıma güvenirim. Öfke veya hayal kırıklığı yaşamak genellikle sporcuların performansına zarar veriyor. Bu sebeple  bunlardan kaçınıyorum. Ayrıca Türk mirasım, dinim ve kültürümden güç alırım. Zihinsel olarak kendime güvenim tam, neredeyse biraz kibirli bir tutum, bu da en iyi performansımı göstermeme yardımcı olur.

  •  Engelli çocukları olan ailelere, sporla tanıştırmayı düşünenlere ne tavsiye verirsiniz?

Aileler çoğu zaman engelli çocuklarına karşı fazla koruyucu olabiliyor. Oysaki spor çocuklar için dönüştürü bir etkiye sahip . Çocuklar daha bağımsız olur, özgüven kazanır, sosyal ağlarını genişletir ve kişisel gelişim için fırsatlar yakalar. Başlangıçta iyi olmasalar bile cesaretlendirme ve deneyim kazanma onları geliştirir. Birçok kulüp ve organizasyon destekleyicidir — toplulukla aktif katılım çok önemlidir.

  • Paralimpik sporlar, Avustralya ve uluslararası arenada engellilik algısını nasıl etkiledi? Hâlâ ne değişmeli?

Paralimpik Oyunlar, engelli insanların rol model olabileceğini gösteriyor — çalışıyorlar, yarışıyorlar ve oynuyorlar. Bu engelliliği normalleştiriyor. Ancak tüm engelliler spor yapmıyor veya yapmak istemiyor, ve fonlar sadece elit sporcuları değil, aynı zamanda erişilebilirliği ve ekipman desteğini de kapsamalı. Örneğin, benim tekerlekli sandalye ragbi ekipmanım yaklaşık 15.000 dolar.

  •  Türk sporcular, 2024 Paralimpik Oyunları’nda rekor bir yıl geçirdi. Paralimpik sporlar için hangi gelişmeleri görmek istersiniz?

Birçok engelli kişi finansal ve iş imkanlarında dezavantajlı durumda.Bu sebeple destek çok önemli. İşverenler bazen engelli birini işe almak konusunda isteksiz oluyor. Bunun sebebi maliyetli olacağını düşünmeleri. Oysa engelli çoğu birey daha çok emek harcıyor. Benim deneyimimde olduğu gibi, esnek çalışma saatleri ve destek çok fark yaratıyor. Paralimpik sporcular için finansal ödüller artıyor, ama dünya genelinde daha fazla eşitlik gerekiyor.

  •  Deneyimlerinizi ve görüşlerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Hikayeniz gerçekten ilham verici ve spor ile psikoloji üzerine düşünceleriniz hem sporcular hem de sporla ilgilenmeyenler için motive edici.

Ek Okumalar

Sağlık Psikolojisi Röportajı – Uzman Görüşü ile Alan Tanımı

Sahanın Ötesinde: Futbolda Ezeli Rekabetlerin Etiyolojisi

Spor Psikolojisi Alanında Merak Ettiklerinizi Sorduk

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörlerinden Nil Polat tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

 

 

Bir yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir