Şiddet Ögeleri Açısından Bir Film Analizi: Die Welle

Örgüt olmanın ve bir gruba ait hissetmenin birçok sosyolojik ve psikolojik boyutu vardır. Die Welle filminde bir örgüt içerisinde yer almanın aşamalı olarak grup içerisindeki bireylere ve iç grubun dış grup üzerindeki etkilerine vurgu yapılmıştır.

Dikkat! İçerik spoiler içermektedir.

Filmin Konusu

Almanya’da bir okulda öğretmen olan Rainer Wenger (Jürgen Vogel), bir hafta süren proje haftasında “Anarşi” dersine girmek istemesine rağmen, Wenger’e “Otokrasi” konusu verilir.

Hitler ardından otokrasi yönetiminin günümüz Almanya’sında bir daha söz konusu dahi olamayacağını düşünen öğrencilerine farklı bir tecrübe yaşatmayı amaçlayan öğretmen, onları sosyal bir gruba dönüştürmeye başlar.

Kendisini lider ilan eden Wenger, önce birey olarak değil, grup olarak hareket etmeyi öğretir. Bunu benimseyen öğrenciler, bir gruba ait olmanın sevinciyle farklı bir oluşuma dönüşmeye başlarlar. Herkesin beyaz gömlek giymesi, grubun bir logosunun olması, hatta bir çeşit özel selamlaşmalarının bile bulunmasıyla Dalga üyeleri arasındaki tüm farklar neredeyse yok olur.

Aile problemleri de olan ergenlik çağındaki bu öğrenciler için oluşturdukları Dalga (Die Welle) adı verilen sosyal grup ellerindeki tek varlık olur. Birbirlerinin arkasını kollayıp kendi düşüncelerini paylaşmayanlarla karşı çatışmalara girmeye başlayan gençler, gitgide yayılmayı amaç edinirler.

Öğrencilerin lider olarak gördükleri Wenger, deneyinin ulaştığı noktanın zarar vermeye başladığını karısının onu terk etmesiyle fark etmeye başlar. Öğrencilerinin Dalga hareketiyle ilgili yorumlarını da okuduğunda geç olmadan yarattığı hareketi bitirmeye karar verir ancak bu o kadar da kolay değildir (Wikipedia, 2020).

Filmin Analizi

Örgüt olmanın ve bir gruba ait hissetmenin birçok sosyolojik ve psikolojik boyutu vardır. Die Welle filminde bir örgüt içerisinde yer almanın aşamalı olarak grup içerisindeki bireyler ve iç grubun dış grup olarak gördüğüanarşitler” üzerindeki etkilerine vurgu yapılmıştır.

Dalga

Filmin kelime anlamına bakıldığında Almanca’da dalga olduğu görülmektedir. Film için bir örgüt haline gelmenin dalga dalga oluşumuna vurgu yapması açısından manidar bir isim seçilmiştir.

Rainer Wenger

Filmi başından ele alacak olursak öğretmen Rainer proje haftasında istemediği halde otokrasi konusunu anlatmak zorunda kalmaktadır. Aslında anarşi kendi dünya görüşüne daha uygundur fakat zamanla başta karşı olduğu diğer görüşün lideri olmuş hatta bu görüşün bir savunucusu haline gelmiştir.

Aynı zamanda bir grubun lideri olmanın verdiği duygularla kısa süre içerisinde kişiliğinde değişim olmuş ve kontrolsüz güç göstermeye başlamıştır. Burada, bir örgüt içerisinde lider olmanın verdiği tatmin duygusunun kişiyi değiştirebildiği görülür.

Grup Süreçleri

Herkesin beyaz gömlek giyerek okula ilk geldiği sahnede, grup içinde ondan biri gibi davranmayanın yani “uyumsuz” olanın bariz bir biçimde dışlandığını görürüz. Hatta bunu lider konumundaki Rainer’in ilk olarak (grup ismi önerilerini aldığı sırada Karo’yu görmezden gelip en son söz vermesi) yapması grubun diğer üyelerinin de Karo’yu dışlamalarını kolaylaştırmıştır.

Bu dışlama ve yalnızlaştırma politikasının etkisini ilk başta grupta olmayı reddeden fakat sonra gruba girmek isteyen öğrencilerde de görürüz. Grubun dışında kalmak kişilerin zorbalığa maruz kalmasına neden olur ki filmdeki öğrenciler lise çağında olması sebebiyle akran zorbalığı ve dışlama davranışlarıyla karşılaşma olasılıkları daha yüksektir. Bu zorbalığa ve yalnızlığa maruz kalmamak için istemese dahi Kevin de grubun içine dahil olmak zorunda hissetmiş ve kendisini kabul ettirmek için çıkartma bastırmıştır.

Filmde, herhangi bir projede daha önce bazılarının anlamını dahi bilmediği bir kavramı öğrenmek için bir araya toplanmış öğrenciler kendilerini bir anda içinden kopmak istemeyecekleri bir grubun içerisinde bulmuşlardır. Bu da hayatta kalma içgüdüsünün insana bir nevi yansıması olarak görülebilir.

Evrimsel Açıdan Bakış

Toplu olarak yaşamak ve bir grubun parçası olmak canlı için hayatta kalmanın bir yoludur. Örneğin filmde yer alan bir sahne de Tim ile ondan uyuşturucu madde isteyen dış grup üyeleri arasında çıkan tartışma sırasında dalga üyeleri Tim’i korumaya giderler. Burada grup üyelerinin birbirlerini kollama davranışını görürüz ki bu da hayatta kalmanın bir yoludur. Eğer karakter tek olsaydı muhtemelen fiziksel bir şiddete maruz kalacaktı fakat diğer grup üyeleri sayesinde bu durumdan kurtuldu.

Bir başka örnek, Sinan grup dışından birine elindeki dondurmayı dalga üyesi olmadığı için vermez. Bir nevi o kişi aç kalır fakat diğer grup üyeleri dondurmayı alabilirler.

Grup halinde yaşamak evrimsel açıdan yalnızca hayatta kalma değil üremenin de bir yoludur. Aslında Karo ile sevgili olan Marco, bir grup etkinliğinde kendi grubu içinde yer alan Lisa ile yakınlaşır ki bu Marco’nun kendi ahlak kurallarıyla da çeliştiği bir durumdur. Burada da aynı grup içinde yer alan canlıların kendilerine avantaj sağlayacağı için aynı grup içerisinden bir bireye cinsel yakınlaşmada bulunarak üreme içgüdüsünü harekete geçirmesi olarak yorumlanabilir.

Bu davranış, doğacak çocukların grup içerisinde hayatta kalma olasılığının tek başına hayatta kalma olasılığından daha yüksek olması gibi bir avantaj sağlar. Marco’nun davranışı bilinç düzeyinde düşünülerek yapılmış olmasada içgüdüsel bir davranışın sonucu olarak düşünülebilir.

İlgini çekebilir:  Fatma: Adli ve Sosyal Psikoloji Açısından İncelenmesi
Sosyal Açıdan Bakış

Bu durumun aynı zamanda sosyal bir yorumu da vardır. Aynı grup üyelerinin benzer paylaşımlarda bulunması, bağlamsal olarak yakın olmaları ve birlikte fazla zaman geçirmeleri de cinsel ve duygusal yakınlaşmayı arttıran sosyal eylemlerdir. 

Filmin bir sahnesinde öğrenciler dalganın hayata bakış açılarını değiştirdiklerine vurgu yapmaktadır. Herkes aynı kıyafeti giydiği, aynı amaç uğruna çalıştığı, aynı sembol altında hareket ettiği için herhangi bir bireyin diğerinden üst ya da alt olmadığı; din, ırk, başarı farkının ortadan kalktığı söylenir. Eşitlikçi ve adil bir bakış açısı gibi görünen bu durum iki farklı olumsuz sonuç doğurmaktadır.

1. Kimliksizleşme

Kimliksizleşme, bireylerin kendi benliğini yok ederek daha kolay saldırganlaşmasına ve daha az sorumluluk almasına neden olmaktadır. Filmin birçok noktasında kimliksizleşen grup üyeleri suç olarak görülebilecek davranışları (kamu malına zarar, yaralama gibi) kolayca işleyebilmekte ve eylemlerinde daha cüretkar davranabilmektedir.

Bir sahnede Tim, Rainer’e binaya dalga sembolünü kimin çizdiğini söylemek ister, Rainer ise bunun grup olmanın kurallarına aykırı olduğunu söyler.Bireyler de bu sebeple yaptıkları eylemlerden tek başına sorumlu olmadıklarını düşünerek eylemlerinden yalnızca grubu sorumlu tutarlar.

2. Dış Grup

Sayılan farkların ortadan kalkması durumunda ırk, din, başarı gibi sınıflar yok olur ama yeni bir ayrım ortaya çıkar: dalga ve diğerleri. Dalga üyesi olmayanlar, dalga üyeleri tarafından dışlanır ve hatta şiddete maruz kalır.

Lider

Filmin başındaki derste Alman halkının diktatörlüğü bir kez kabul ettiğine artık bilinçlendiğine ve bir daha asla böyle bir duruma düşmeyeceğine vurgu yapılmıştır. Filmdeki ironik kısımlardan biri de burada yatmaktadır. Çünkü daha sonrasında Nazi partisinin yarattığı etkiyi daha küçük bir bağlamda yaratarak bu oluşumu bir hafta gibi kısa bir sürede inşa ederler.

Bakılırsa birçok fikir liderden ziyade grup üyelerinden çıkar (Grubun ismi, amblemi, selamlaşma biçimi). Bu da şu soruları ortaya çıkarır. Bir oluşumu yaratan lider midir yoksa o lidere bağlı kişiler mi? Genelde bir eylemin başlangıcında kıvılcımı lider oluşturur. Peki kıvılcımın büyük bir yangına dönüşmesinde liderin etkisi nedir?

Lider bir süre sonra o yangını söndürmeye çalışsa bile artık yangın kendi kontrolünden çıkmıştır ve kendisiyle birlikte grubun diğer üyelerinin de yangının içinde boğulmasına neden olur. Bu metaforik yaklaşımda filmin her aşamasında görülmektedir.

Tim Karakteri

Grubun vahşi ve saldırgan tarafını yansıtan en net ve önemli karakterlerden biridir. Tim, hiçbir bağlama (aile, arkadaş vs.) kendisini ait hissetmediği için varoluş ve aidiyet hissini ilk yaşadığı yerde saldırgan tarafını ortaya çıkarır.

Grubun şiddet ögelerini adeta elleriyle yerleştirir. Web sitesine silah işareti koyması, tüm kıyafetlerini yakması, silah taşıması ve en son olarak aynı grup içerisinde bir başkasını yaralaması ve kendisini öldürmesi.

Filmin ilk anından itibaren Tim’in vahşi yanı yavaş yavaş işlenmiş ve kendini öldüreceğinin sinyalleri verilmiştir. Çarpıcı noktalardan biri de aidiyet hissini “ilk” bulduğu an da içindeki saldırganı ortaya çıkarmasıdır.

Peki Tim daha önce bir gruba ait olsaydı yine bu öldürme eylemini gerçekleştirir miydi? Kişiler yanlış bağlamlarda mı yoksa yanlış zamanda mı aidiyet hissettiğinde saldırganlaşır? Ya da sadece kişilik mi bireyin saldırgan davranışını etkiler?

Tim burada bu soruları sormamıza neden olan bir karakter olarak etkileyicidir. Bu sorular tam olarak cevaplanırsa tarihsel bağlamda kolektif ve bireysel saldırganlıkların, şiddet eylemlerinin nedeni de anlaşılarak belki de tüm bunlara etkili çözümler üretilebilecektir.

Sonuç

Film, örgüt olma ve bunun getirdiği şiddet eylemini aşamalı bir şekilde anlatması açısından başarılı bir yapıt olarak değerlendirilebilir.

Tabii ki bir örgüt olmak, aidiyet hissi, bir oluşum içinde yer almak her zaman şiddet eylemini doğurmamaktadır. Filmde de anlatılmak istenen de tam olarak budur. Örgüt içerisinde eylemleri yönlendirme biçimlerimiz, söylemler örgütsel eylemin savaş gibi yıkıcı büyük bir kolektif eyleme dönüşmesine sebep olduğu gibi toplumun yeniden inşa edilmesine, daha yaşanabilir bir dünya oluşmasına da sebep olabilir.

Tüm bunlara bakarak bireysel bakış açımdan yola çıkıp şu sonuca ulaşmaktayım. Örgütün yıkıcı eylem oluşturmaması ancak bireylerin benliklerini kaybetmeden örgüt nezdinde kolektif eylemler oluşturmasından geçmektedir.

Ek Okumalar

Sosyal Psikolojinin Temel Kavramları

Hırsızlar Mağarası

Kaynakça

Wikipedia katılımcıları (2021). Tehlikeli Oyun (film, 2008). Vikipedi, Özgür Ansiklopedi. Erişim tarihi, Ocak 10, 2021. url://tr.wikipedia.org/w/index.phptitle=Tehlikeli_Oyun_(film,_2008)&oldid=24606479.

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörlerinden Ezgi Büşra Akgöz tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir