Hırsızlar Mağarası

Türk asıllı Amerikalı Sosyal Psikolog olan Muzaffer Sherif, sosyal psikolojinin önemli figürleri arasında görülmektedir. Princeton ve Yale Üniversiteleri gibi birçok  okulda çalışmalarını sürdürmüş olan Sherif, Özellikle deneysel psikoloji yöntemlerini başarılı bir şekilde uygulaması ve psikolojinin bilimsel temellere oturması adına yaptığı deneysel çalışmalar ile bilinmektedir.
Muzaffer Sherif ve kendisi gibi yine bir sosyal psikolog olan eşi Carolyn Wood Sherif’in beraber gerçekleştirdiği Hırsızlar Mağarası Deneyi, gruplar arasındaki çatışmaların nasıl başladığı ve bu çatışmaların nasıl ortadan kaldırılabileceği gözlemlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.

hırsızlar mağarası
Hırsızlar Mağarası. Çizim: @sevval-yilmaz

Bu deney ile günlük hayatımızda kendimizi ait hissettiğimiz ve hissetmediğimiz gruplara daha önce bakmadığımız bir bakış açısı ile bakmış olacağız. Deney bize gruplara olan sevgi ve sempatimizin yanında ön yargılarımız ve gruplar ile çatışmalarımız hakkında da bilgi sağlayarak “Biz” ve “Öteki” kavramlarının nasıl oluştuğu hakkında bize çok önemli bilgiler sunmaktadır.
Deneyin amacına detaylı olarak baktığımızda; Grupların nasıl oluştuğu, gruplar arasında çatışmanın nasıl ortaya çıktığı, gruplar arası çatışmaların nasıl ortadan kaldırıldığı gibi konuların araştırılması hedeflenmiştir.
Sherif, 1954 yılında ABD’nin Oklahoma eyaletinde yer alan Robbers Cave State Park’ta, 11-12 yaşlarındaki 22 erkek çocuk ile bu deneyi gerçekleştirmiştir. 22 çocuk 2 gruba ayrılıyor ve bu gruplar üzerinde çalışma 3 aşamada gerçekleştiriliyor. İlk aşama “Bağ Kurma Aşaması” bu aşamada grupların aidiyetlerini arttırmak için kendilerine bir isim bulması istendi ve gruplar kendilerine The Eagles (Kartallar) ve The Rattlers (Çıngıraklı Yılanlar) isimlerini seçtiler. Ayrıca grup normlarının oluşturulması için yüzme, yürüyüş gibi çeşitli aktiviteler de yaptırıldı.
 

Grupların isim seçimi ve bayrakla bunu simgeleştirmeleri

 
 
 
 
 
 
 
 

İkinci aşama olan “Rekabet Aşaması” 4-6 gün kadar sürdü ve bu aşamada gruplar arasında bir sürtüşme yaşanması beklendi ve bu sürtüşmeye zemin hazırlamak için çeşitli yarışmalar düzenlendi. Gruplara beyzbol, halat çekme, futbol gibi rekabete dayalı grup oyunları oynatıldı. Kazanan grup ödüllendirilirken, kaybeden gruba ise bir şey verilmedi. Bu aşama ile iki grup arasında saldırganlık sözlü sataşmalar şeklinde başladı fakat daha sonra fiziksel saldırganlık olarak devam etti. Yaşanan bu fiziksel çatışmadan dolayı bu aşamada araştırmacılar onları ayırmak zorunda kaldı. Bir beyzbol maçı sonrasında Kartallar grubu, Çıngıraklı Yılanlar grubunun bayrağını yaktı. Ertesi gün Çıngıraklı Yılanlar da Kartallar grubunun gizlice odasına girip yataklarını dağıtıp onların özel eşyalarını çaldılar.


Çıngıraklı Yılanların Kartalların odasına girişleri
Araştırmacılar, grupların artık kendi grup normlarını oluşturduğunu, grup üyelerinin birbirine sıkı sıkıya bağlandığına ve diğer grup üyelerine karşı son derece olumsuz bir tutum içinde olduğuna ikna olunduktan sonra artık son aşama olan “Ortak Amaçların Oluşturulması” aşamasına geçtiler. Araştırmacılar bu aşamada grupları rekabet içermeyen film izleme gibi aktivitelere katılmaları için bir araya getirdi.
Fakat Muzaffer Sherif bu temas halinde olmalarının sürtüşmeleri azaltmak için yeterli olmayacağını savunuyordu. Sürtüşmeyi azaltmak için temas ve etkileşimin birlikte olması gerektiğini savunuyordu. Yani grupların aynı ortamda çatışmadan olmasını istiyorsak onları sadece bir arada tutmanın tek başına bir işe yaramayacağını bunun yanında ortak amaçlar ile birlikte mücadele edilmesi gerektiğini savunuyordu.
Bunun için araştırmacılar kampın suyunu sağlayan tankerde bir arıza oluşturdular ve bu arızanın giderilmesi için iki grubun da beraber çalışması gerekiyordu. Aksi durumda iki grup da susuz kalacaktı. Gruplar bu sebepten ortak çalışarak bu sorunu beraber çözdüler. Ayrıca gruplar kendilerine yemek getiren aracın çamura saplanma sorununu da yine beraber hareket ederek ortadan kaldırdılar. Artık düşman değillerdi, ortak bir hedef için birlikte hareket eden müttefiklerdi.

Sherif’in bu deneyi aynı zamanda Sosyal Temas Hipotezine de kanıt sağlamış oldu. Bu teoriye göre, toplulukların birbirinden kopuk olması gruplar arasında önyargılara, kutuplaşmalara ve ötekileştirmelere zemin hazırlamaktadır. Bu kutuplaşmayı engellemek için 1950’li yıllarda Allport tarafından öne sürülen Sosyal Temas Kuramı’nın en etkili yöntemlerden biri olduğu savunulmaktadır (Gürkaynak, 2012) Yani önyargı ya da olumsuz bir tutumu ortadan kaldırmak istiyorsak bunun için kişilerin bireysel etkileşimde bulunması gerekiyor. Sadece bir arada olmak, olumsuz tutumun ortadan kalkmasına yetmemektedir. Ortak hedefler için mücadele etmek kimi istenen sonuca ulaştırmaktadır.
Şimdi bir adım geri atalım ve dahil olduğumuzda haz aldığımız gruplar ve haz almadığımız gruplar açısından kendimizi değerlendirelim. Bir futbol maçını düşünelim, taraftarın takımına yaptığı coşkulu tezahüratın yanında, rakip takıma yaptığı her hakaretin de grup içinde kendi yerini pekiştirmek için fırsat olarak görülmektedir. Bu durum grup üyesinin karşı gruptan olmadığını kendi grubuna sıkı sıkıya bağlı olduğunu gösterir. Devletlerin ideolojilerini belirlerken kendine benzemeyen her devlet ve millet için nasıl “öteki”, kendine benzeyen toplulukları ise nasıl “bizden” ilan ettiklerini bir de bu gözle inceleyelim. Bu bağlamda günlük hayatımızda, grup oluşum sürecini bağ kurma ve rekabet aşamalarının dini görüşlerimizi, siyasi görüşlerimizi, diğer toplumlara karşı beslediğimiz duygular yönünden nasıl şekillendirdiğini değerlendirebiliriz.
Bir üst hedef oluşmadığı sürece insanlar kendi grupları içerisinde ayrışacak ve sonunda türleşeceklerdir. Evrimsel biyoloji alanındaki bilgimiz üzerine türleşen canlılar kendi türleri dışındakilerle ilişki içine giremez.
Peki ortak hedefler neler olabilir? Bunun için bir formül vermek, bu kadar çok grubun olduğu bir ortamda ne kadar zor olsa da belki İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin ilk cümlesi bu ortak hedefler için bize bir ışık tutar. “İnsan onuru ve insan haklarına saygı; dünyada özgürlük, adalet ve barışın temelidir”
 
Kaynakça

  • Kağıtçıbaşı, Ç., & Çemalcılar, Z. (2014). Dünden bugüne insan ve insanlar: Sosyal psikolojiye giriş. Evrim.
  • Gerrig, R. J., & Zimbardo, P. G. (2012). Psikolojiye giriş: Psikoloji ve yaşam. Çeviri Edt: Gamze Sart. Nobel Yayıncılık: Ankara.
  • Gürkaynak, E. Ç. (2012). Toplumsal Temas: Önyargı ve Ayrımcılığı Önlemek İçin Bir Sosyal Değişim Aracı Olarak Kullanılabilir mi? Ayrımcılık: çok boyutlu yaklaşımlar, 255-265.
  • 5 minutes history lesson / A series of short films from the archives of the history of American psychology

 

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir