Kıskançlığın Patolojisi

“Gözlerin gözlerime değince                                             akşamlar bir roman gibi biterdi
felâketim olurdu ağlardım                                                  jezabel kan içinde yatardı
beni sevmiyordun bilirdim                                                 limandan bir gemi giderdi
bir sevdiğin vardı duyardım                                               sen kalkıp ona giderdin
çöp gibi bir oğlan ipince                                                        benzin mum gibi giderdin
hayırsızın biriydi fikrimce                                                    sabaha kadar kalırdın
ne vakit karşımda görsem                                                  hayırsızın biriydi fikrimce
öldüreceğimden korkardım                                              güldü mü cenazeye benzerdi
felâketim olurdu ağlardım                                                 hele seni kollarına aldı mı
      …                                                                                                    felâketim olurdu ağlardım.”
                                                                                               Atilla İlhan  – 3. Şahsın Şiiri

 

Nasıl ki  temizliğine özen gösteren herkese OKB tanısı koyamayacağımız gibi, kıskançlık da azı karar çoğu zarar bir durumdur. Öyle ki, yıkıcı ve örseleyici olmadığı sürece kıskançlığın, evrimsel olarak genlerin aktarımını koruma yönünde bir görevi olduğu ve kıskançlık duygusundan yoksun olmanın da bir patoloji olduğuna dair görüşler vardır.  Tabii ki ellerinizi yıkamak uğruna işinize, randevularınıza vs. geç kalıyorsanız, yani temizlik merakınız hayatınıza engel olmaya başladıysa,  bir uzmana danışma ihtiyacınız olacağı gibi,  iş yerinizde veya sınavlarda eşinizi/sevgilinizi başkalarıyla düşünmeye  ve hatta buna inanmaya başladıysanız sizin ve partneriniz için çanlar çalmaya başlamış olabilir.

Patolojik kıskançlık, paranoid kıskançlık, delüzyonel kıskançlık, psikotik kıskançlık gibi isimlerle de anılan bu sendrom,  asıl adını William Shakespeare’nin 1606 yılında yazdığı Othello oyununun aynı adlı karakterinden almıştır.

Öncelikle, oyundan ve karakterden kısaca bahsetmek gerekirse;

Othello ömrünü devletine adamış, sürekli savaşlarda olan bir komutandır. Gönlünü Desdemona’ya kaptırır ve onunla evlenir. Desdemona’ya büyük bir aşk besleyen Othello, çavuş Iago’nun yaptığı oyunlar yüzünden eşinin sadakatinden şüphelenmeye ve onu kıskanmaya başlar. Bu kıskançlık duygusu onu gün geçtikçe insanlıktan uzaklaştırmakta, vahşileştirmektedir. Çok sevdiği eşini başka bir erkeğin koynunda düşünmek ona dayanılmaz acılar vermektedir. En son tüm bu duygulara, kışkırtmalara dayanamaz ve eşini boğarak öldürür. Daha sonra eşinin masumiyeti gün yüzüne çıkar  ancak çok geçtir. Eşinin yokluğuna ve pişmanlığa dayanamayan Othello intihar eder.

      Patolojik kıskançlığa sahip olan kişiler aldatıldıklarına dair delüzyonlara kapılırlar.  Sürekli olarak senaryolar oluşturup, bunlara kendilerini kaptırırlar.

  • Duygusal partnerlerini takip etme, sürekli hesap sorma (neredeydin? kimleydin?),
  • Aldatılma ihtimalini minimalize etmek için yasaklar koyma çabaları (eve hapsetme, camdan bakmasına dahi izin vermeme, arkadaşlarıyla görüştürmeme),
  • Şüphelerini doğrulamak adına sürekli delil arama (yatakta veya evde herhangi bir saç vs),
  • Öfke,
  • Mutsuzluk, huzursuzluk
  • Sürekli partneri itham ve ona karşı güvensizlik (o kadına/adama gittin değil mi? vs.)

gibi paranoid davranışlar edinebilirler. Durum saldırganlıkla da birleşince maalesef çeşitli facialarla yol açabilmektedir. Eşe yönelik şiddet olasılığı oldukça yüksektir.

Kıskançlıkdurumları

Diğer patolojilere, özellikle psikotik ve sanrısal boyuttaki bozukluk ve sendromlara göre, hasta olayın genellikle bilincindedir. Bu yüzden yardım almaya daha doğrusu buna iknaya daha yatkındırlar. Hasta davranışlarının anormalliğinin farkında olabilmekte ancak bu davranışa sebep olan itkilerine ve sanrılarına söz geçirememektedir.

Hastalığın tetikliyici unsurlarına değinecek olursak,  organik ve psikolojik olarak ayırmak çok da yanlış olmayacaktır. Ancak radikal bir kaynak veya yatkınlık nedeni konusunda kesin bir görüş elde edilememiştir. Ağır depresyon veya başka paranoid davranış öyküsü olan hastalar da görülmüştür.  Ayrıca cinsel problemler veya cinselliğin yaşanamaması da önemli bir etmendir.

Bazı psikolojik unsurlar;

  • Hastanın statüsünün ve prestijinin tehdit altında olduğunu hissetmesi, benlik saygısının yitimi, başarısızlık gibi sosyal nedenler,
  • Kişinin kendisinin sadakatsizliğe meyilli olması veya halihazırda sadakatsizliği olması (savunma mekanizmaları) (lütfen kıskanç sevgililerinizi  suçlamaya kalkmayın),
  • Duygu yoksunlukları,
  • Kişilik bozuklukları,
  • Travmatik deneyimler, (başkası için terk edilme, aldatılma, partnerin yalan söyleme alışkanlıkları vs.)
  • Çocukluk döneminde temel ihtiyaçların dengeli karşılanmaması sonucu güvensizlik

Bazı organik (nörolojik) unsurlar;

  • Dopamin miktarında değişim, (Parkinson gibi rahatsızlıklar),
  • Demans,
  • Frontal lob hasarları,
  • Madde bağımlılığı,

Cinsel İşlev Bozuklukları;

cinsel işlev bozukluğu

Özellikle bilgisizlik ve cinsellikle ilgili hurafeler, sürekli ayıp veya günah olduğuna dair  söylemler ve dolasıyla cinselliğin bastırılması,  travmatik cinsel deneyimler (cinsel istismar, ilişkiye zorlanma, ağrılı ilişki vs. ),  fiziksel görünümle ilgili aşırı kaygılar, cinsel işlev bozukluklarına yol açmaktadır. Erken boşalma, sertleşme bozuklukları, anorgazmi*, vajinusmus**  gibi partnerin cinsel doyumunu engelleyen veya öyle düşündüren bozukluklar, kişinin kendisini yetersiz görmesine, dolayısıyla  karşı tarafın çözümü başkalarında arayacağına dair inançlar geliştirmesine sebep olabilmektedir.

Sonuç olarak yukarıda da belirttiğim gibi, bu sendromda saldırganlık, öfke gibi duygular oldukça yaygındır. Duruma zamanında müdahale edilmesi hayati önem taşımaktadır. İlave önlemler almak (güvenlik güçlerinin bilgilendirilmesi, coğrafi ayrılık, psikiyatri kliniğine kapatılma vs.) gerekebilir. Ayrıca altta yatan cinsel işlev bozukluğu, madde bağımlılığı ve diğer psikolojik ve organik unsurların ortadan kaldırılması veya baskılanması da tedaviye yardımcı olması açısından yararlı olacaktır.

Hayatınızda, sosyal yaşantınızda ve özellikle romantik ilişkilerinizde aşırıda ve uçlarda olmamanız, ölçülü kalmanız dileğiyle….

 

*Anorgazmi: Orgazm olamama, orgazm güçlüğü.

**Vajinusmus: Kadınlarda görülen cinsel isteğin olmasına rağmen ilişkiye girememe durumu. Penetrasyon güçlüğü, yokluğu.


Kaynaklar ve İleri Okuma:

Ball, H. D. Enoch, H. N. (2014). İlginç psikiyatrik sendromlar (B. Büyükkal, Çev.). İstanbul: Okuyan Us. (Orjinal çalışma basım tarihi 2001).

Tezcan, A.E. Ülkeroğlu, F. (1995). Patolojik bir kıskançlık vak’ası. Düşünen Adam, 8(3), 15-17

Danieli, A. Georgiev, D. Krizmar, Z. N. Novak, D. Ocepek, L. Trost, M. Pirtosek, Z. (2010). Othello syndrome in patients with parkinson’s disease. Psychiatria Donimina, 22, 94-98.


1993 İzmit doğumlu. Mühendislik terk psikolog adayı. Okumayı, yazmayı,öğrenmeyi sever. Sinirbilime, teknolojiye, politikaya ve aslında bilim ve felsefe içeren her şeye meraklı. Bir de otomobillere... (Okan Üniversitesi)

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir