Narsisizm, Bağlanma Kaygısı ve Duygusal Labirentler
Netflix’in son dönemde en çok konuşulan dizilerinden Kimler Geldi Kimler Geçti, yalnızca estetik anlatımı ya da sürükleyici senaryosuyla değil; aynı zamanda modern ilişkilerdeki psikolojik alt metinleriyle de dikkat çekiyor.
Özellikle Cem Murathan karakteri, günümüz ilişkilerinde sıkça karşımıza çıkan ama adını koymakta zorlandığımız duygusal örüntüleri çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.
Bu yazıda Cem’in kişilik yapısını, bağlanma stilini ve ilişkilerde kurduğu (ya da kur(a)madığı) duygusal dinamikleri psikolojik bir bakış açısıyla analiz edeceğiz. Çünkü bazen, “Niye hep aynı kişilere çekiliyorum?” sorusunun cevabını bir kurmaca karakterin iç dünyasında bulabiliriz.
Cem Murathan: Karizmatik, Zeki, Ulaşılmaz
İlk bakışta Cem, tam bir “beyaz yakalı Rönesans erkeği” gibi görünür. Başarılıdır, zariftir, entelektüel ve duygusal bir izlenim yaratır. Ancak Leyla ile olan ilişkisi bu yüzeyin altında farklı dinamikleri barındırır.
Örneğin, Leyla duygusal yakınlık kurmak isterken Cem mesafeli davranır. Bir gün kahkahalarla birlikte vakit geçirirken, ertesi gün haber vermeden ortadan kaybolur. Tam da bu noktada kaçıngan bağlanma stili devreye girer.
Kaçınan Bağlanma Nedir?
Kaçınan bağlanma stiline sahip kişiler genellikle:
-
Yakınlıktan çekinir,
-
Partnerlerinin duygusal ihtiyaçlarını “yoğun” bulur,
-
Mahremiyetlerine sıkı sıkıya bağlı kalır.
Cem de bu örüntüye uyar. Özellikle duygusal bağ güçlendikçe, “mantıklı” gerekçelerle ilişkiden uzaklaşır. Oysa bu gerekçeler, aslında duygusal yakınlıktan kaçmak için geliştirilmiş stratejilerdir.
Duygusal Rollercoaster ve Dopamin Tuzağı
Cem’in etkileyiciliği yalnızca karizmasından değil, aynı zamanda tutarsız davranışlarından kaynaklanır. Bir gün göğe çıkarır, ertesi gün adeta buhar olur.
Bu durum psikolojide “aralıklı pekiştirme” olarak tanımlanır. Beyin belirsizlikle daha çok dopamin salgılar.
Bu yüzden kendinizi şu soruya takılmış halde bulursunuz:
“Cem bir sonraki mesajı ne zaman atacak?”
Artık bu bir ilişki değil, duygusal bağımlılığa dönüşmüştür.
Gerçek Hayatta ‘Cem’ler Kimdir?
Cem Murathan gibi kişilikler sadece dizilerde karşımıza çıkmaz. Onları ofiste, kafede, arkadaş çevresinde hatta terapi odasında bile görebiliriz.
Modern ilişkilerde giderek daha fazla kişi şöyle davranıyor: bağ kuramıyor ama kaybetmek de istemiyor.
Şimdi kendinize sorun:
-
Size ilgi gösterip sonra “çok yoğunum” bahanesiyle uzaklaşan biri oldu mu?
-
Her şeyi paylaşmak ister gibi yapıp aniden duvar ören biriyle karşılaştınız mı?
-
Sizi beğendiğini söyleyip, ilişkinin kontrolünü tamamen elinde tutan birine denk geldiniz mi?
Bu tür davranışlar, duygusal kaçınma ve bağlanma çatışmalarının gündelik örnekleridir.
Narsisizm mi, Travma mı?
Cem karakterinin bağ kuramaması yalnızca bağlanma stiliyle açıklanmaz. Aynı zamanda narsistik ihtiyaçlardan da beslenir:
-
Güçlü görünmek zorunda hisseder,
-
Zayıf kalmaktan korkar,
-
Kontrolü hep elinde tutmak ister,
-
Beğenilmek ve hayranlık görmek ister.
Bu yönleri, narsistik kişilik yapısının yumuşak ama tehlikeli yüzünü yansıtır. Cem öfkeli değildir; ancak duygusal düzeyde ben-merkezcidir ve ulaşılmazdır. Kendi bastırdığı kırılganlığı, her ilişkide partnerine yükler.
Duygusal Labirentte Misiniz?
Eğer partnerinize sürekli:
-
Ulaşmaya çalışıyor,
-
Yetemediğinizi hissediyor,
-
Onun ruh haliyle başa çıkmaya çalışıyorsanız…
Muhtemelen bir ilişkide değil, duygusal bir labirentte dolanıyorsunuz.
Peki Ya Siz?
Belki de şu anda bir “Cem Murathan” ile birliktesiniz. Ulaşamadıkça daha çok bağlanıyor, geri çekildikçe daha çok peşinden gidiyorsunuz. İçinizden bir ses sürekli şöyle diyor:
“Ama başta her şey ne kadar güzeldi…”
Bu cümle, duygusal bağımlılığın ilk sinyalidir. Çünkü bazen ilişkiye değil, o ilk büyünün tekrar yaşanacağı umuduna bağlanırız.
Cem’leri Tanımak, Kendimizi Anlamak
Eğer kendinizi ilişkilerde hep aynı döngü içinde buluyorsanız, Cem Murathan gibi karakterler bu döngüyü size ayna gibi yansıtabilir. Bu tür kişileri anlamak, kendi bağlanma stilinizi ve duygusal ihtiyaçlarınızı fark etmenin ilk adımı olabilir.
Ek Okumalar
Leon: Sevginin Gücü-Mathilda Odaklı Bir Film Analizi
Nevrotik Bir Kadının Portresi: Bihter Ziyagil
Sapkınlıkta Aşk, Arzu ve Jouissance (Kitap Önerisi)
Aşkı Kollarına Yaz (To Write Love on Her Arms) (Film Önerisi)
*Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlenmiştir.

