Psikolog Olarak Üstümüze Düşenler Var

Psikoloji bölümünün bir değer, itibar kaybına uğradığını veya hak ettiği değeri zaten hiçbir zaman alamadığı konusunda neredeyse hepimiz hemfikiriz.  Bahsettiğim yazıda bu sorunların bir kısmı gayet güzel ele alınmış ve işlenmiş. Fakat sorunlar sizce de bu kadar mı? Yazıda sürekli olarak dış etkenler sebep gösterilmiş fakat bir psikolog olarak dış etkenler kadar iç etkenlerin de sebebi olduğu görüşündeyim. Bunları Psikoloji Bölümü Mesleki Değerini Kaybediyor yazısındaki maddelerle karşılaştırarak ortaya koyacağım ve çözümler üretmeye çalışacağım.

ÜNİVERSİTE EĞİTİMLERİ BİTTİKTEN SONRA BİLE PARA İLE EĞİTİM ALMAK ZORUNDA KALIYORLAR

Evet ne yazık ki durum böyle. Lisans eğitimimiz sırasında herhangi bir test eğitimi almıyoruz ve bunları uygulamak için yetkinlik elde etmiyoruz. Bu sebeple de dışarıdan ücretli eğitimler almak durumunda kalıyoruz. Bu durumun çok anormal olduğu görüşünde değilim. Lisans eğitimimizin içerisine bu eğitimlerin sığdırılması oldukça zor görünüyor. Fakat yine de üniversiteler kendi ekollerinde bir kaç eğitimi öğrencilere sunma yolunu seçebilirler. Bence bu noktada asıl sorun eğitimlerin aşırı ücretleri ve niteliksizlikleri. Gelelim buradaki payımıza;

Üniversite hayatım boyunca arkadaşlarımın bir test eğitiminden çıkıp diğerine koştuğuna şahit oldum. Bunun ne işe yaradığını sorduğumda ise aldığım cevap genellikle “Yarar bir yerde işe” oldu ne yazık ki. Kabul edelim bir çoğumuz belki meslek hayatımız boyunca hiç kullanmayacağımız test eğitimleri aldık. Bir diğer sorun ise kimden aldığımızı bilmiyor oluşumuz. Psikologlar olarak lisans eğitimi psikoloji olmayan kişilerden eğitimler almayı kabul ediyor ve bunun için onlara para veriyoruz. Çoğu öğrenci bu eğitimleri mezuniyet sonrası rahatça iş bulabilmek adına düşünmeden alıyor. Bu niteliksiz eğitimler sonucu bir yetkinlik kazanmadığımız gibi bu insanların bu işi yapmasına ve hatta çoğalmalarına fırsat sağlıyoruz. Başka bir deyişle arz-talep dengesini sağlıyoruz.

Bu konuda gerçekten üzgün ve kaygılıyım çünkü bir çok psikolog aldığı bu yetersiz eğitimler ve sonucunda elde ettiği uygulayıcı sertifikalar ile kendisini yetkin sanarak veya  kullanarak aslında etik bir ihlal yapıyor.

Örnek vermek gerekirse, işten ayrılacağım kurumun yerime alacağı psikolog adayları ile görüşmeleri ben sağlıyordum. Arayan yeni mezun bir psikolog, telefonda aldığı onlarca test eğitimini arka arkaya saymaya başladı. Gerçekten şaşırdım çünkü bu eğitimlerin gireceği kurum ile alakası bile yoktu.

TECRÜBE SORUNU AŞILAMIYOR

Bu sorunun da fazlaca abartıldığını düşünüyorum. Temel sebepleri ise; bu durumun diğer alanlarda da hatta her sektörde var olması ve gerçekten tecrübe sahibi olmamız gerektiği. Biliyorum ki birçoğumuz bu alana klinik psikolog olma hayaliyle girdik fakat bir süre sonra gerçeklerin böyle olmadığını fark ettik. Gözlemlediğim pek çok yeni mezun arkadaşım, hemen çok iyi bir işle mesleğe atılmak istiyor. Keşke olsa ama olmuyor ve belki olmamalı. Gerçekten de bu kadar tecrübesizken bu mesleğe atılmamalı daha az sorumluluk gerektiren işlerle biraz pişmeliyiz.

Tecrübe sorununu en etkin olarak yaptığımız stajlarla çözebiliriz. Eğitim hayatımız boyunca stajlar ile tecrübe edinebilir ve kendimizi geliştirebiliriz. İcra edeceğimiz meslekte teori ile pratiğin çok farklı olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu sebeplerden dolayı belki biraz daha sabırlı olmamız gerek.

Birazda yazıda bahsedilmeyen diğer sorunlara değinmek istiyorum. Bildiğiniz gibi halen bir meslek yasamız yok. Yani mesleğimiz güvence altında değil, görev alanlarımız, yapacağımız işler net olarak belirlenmiş değil. Buna rağmen halen konuyla alakalı bir psikolog yapılanmamız yok. dernekler veya öğrenci platformları tek tek partilerin kapısını çalıyor ve geri dönüyor. Burada büyük bir yapılanma eksikliğimiz söz konusu.

Düşük ücretlerle çalıştırılmak isteniyoruz ve çalışıyoruz. Sorun ve sorunun kaynağı aynı noktada. Bizi her alanda olduğu gibi düşük ücretlerle çalıştırmak isteyen işverenler var. Peki neden bu tutumlarından vazgeçmiyorlar? Çünkü bu ücretlere çalışacak psikolog bulabiliyorlar. Kimseyi düşük ücretlerle çalıştığı için suçlamıyorum elbette. Hepimiz bir noktada çalışmak zorundayız ve bir çoğumuz o ücreti reddettikten sonra başka bir iş bulamayacağından ya da aynı ücretle başka bir yere gireceğini düşündüğünden bu ücretlerle çalışıyor. Bu noktada ise yeniden bir yapılanma sorunu göze batıyor. Psikologlar olarak bireysel değil de topluluk olarak bu ücretleri reddetsek bu ücretlerin yavaş yavaş yukarılara çıktığını göreceğimize eminim. Öyle ki büyük şehirler harici şehirlerde yani nispeten psikolog sayısının daha az olduğu yerlerde maaşlar çok daha iyi.

Ne Kadar Yeterliyiz?

Bence psikologlar olarak kendimize en fazla sormamız gereken soru bu. Bu başlık altında biraz haddimi aşabilirim şimdiden özür diliyorum fakat bunları dile getirmek istiyorum. Kendimi de dahil ederek soruyorum ne kadar yeterliyiz? 4 yıllık lisans eğitimi sonrası terapi yapacağını iddaa eden hiçbir tecrübesi yokken danışan almaya başlayan, online terapi yapan pek çok kişi gördüm. Bunlar benim için bile bu mesleğin prestijini düşüren şeyler. İnsanlara faydalı olamayacağımızı bildiğimiz noktada durmamız gerekirken hatta fazlasının zarar vereceğini biliyorken para kazanmak için etik kuralları ihlal etmekten kaçınmıyoruz.

Kendimizi Nasıl Yansıtıyoruz?

Çoğu zaman psikologların toplum tarafından yanlış bilindiğinden bahsederiz. Biz sihirbaz değiliz, mesaimiz dışında dert dinlemek zorunda değiliz gibi şikayetlerimiz olur. Peki bu algıyı yıkmak için neler yapıyoruz?

Pek çok psikolog daha fazla takipçi uğruna hesaplarından özlü sözler, günaydın mesajları, sürekli olumluluk içeren paylaşımlar yapıyor ve bunların hiçbir bilimsel değeri yok. Çoğu psikolog (genelleme değil gözlemlediğim kadarıyla bahsediyorum) bilimsel bir şeyler üretmek yerine bildiklerini satmaya çalışıyor. Bilgisi yeterli veya değil ne de olsa önemli olan onu iyi satmak. Her ne kadar bir yaşam koçunun yani psikoloji eğitimi olmayan birisinin bir psikolojik müdahalede bulunması yanlış ve tehlikeliyse yetersiz bir psikoloğun da bunları yapması tehlikeli ve yanlıştır. Bunu kabul edip kendimizi geliştirmeye devam etmemiz gerekiyor. Tabi ki saçma eğitimlerle değil. Sosyal medya hesaplarımız artık “Her Gün Bir Güzel Söz” sayfası modundan çıkıp birer psikolog sayfasına dönmeli. İçerisinde ya ürettiğimiz şeyleri ya klişe olmayan gerçekten bir bilgi içeren paylaşımları veya bilimsel notları içermeli. Aksi halde zaten toplum nezdinde çarpık olan psikolog algısı daha da çarpık hale gelecek ve pekişecektir.

Psikologlar olarak bilimden çok fazla uzaklaştığımızı, modernize olduğumuzu  düşünüyorum. Dışarıdan bir insan olarak baksam herhalde psikologları sürekli moral veren, iyi güzel şeyler olarak tanırdım sosyal medya hesaplarından.

Medyadaki Sahte Psikologlar

Hepimizin malumu olan bir sorun da medyada dolaşan pek çok sahte psikolog olması. Çoğu (evet bu bir genellemedir) ya kendisini psikolog gibi tanıtan fırsatçılar, bir kaç eğitim alıp kendini yaşam koçu ilan edenler ya da bana göre en kötüsü gerçekten psikolog olup minimum bilgi, kültür seviyesi ile evlilik programlarında kenarda oturup söz verildikçe ve sözü sunucu tarafından kesilene kadar saçma sapan konuşan psikologlar. Bakar mısınız toplum bizi nasıl tanıyor?

Burada biz ne yapalım derseniz eğer biz öne çıkalım. Bizler mesleğini seven, mesleğin gerektirdiği yetkinliğe sahip ve bilinçli psikologlar olarak sahip çıkalım mesleğimize. Gerekirse daha medyatik olalım. Bunun son zamanlarda en güzel örneğini Bar Psikoloğu Ferhat Aydın ve Klinik Psikolog Serdar Vatansever‘in yaptığını düşünüyorum. Ferhat Aydın, daha önce hiç denenmemiş bir girişimde bulunarak güzel bir başarı elde etti. İnsanlarla terapi odasının dışında da sıcak bir ortam kurarak psikoloji alanını ve psikologları izleyicilere birinci elden anlatıyor. Serdar Vatansever hem sosyal medyada hem de kanallarda gayet güzel bir çıkış yaptı ve bizlere sonunda ekranlarda (o format tipinde) psikolog izleme imkanı verdi, aynı zamanda insanlara doğru bilgiler edinme fırsatı da sundu. İki meslektaşımı da tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.

Evet alan dışı pek çok ihlal var, psikolog olmayan pek çok kişi psikologmuş gibi danışan alıyor, çalışıyor. Fakat bunlara tepki gösterirken içimizdeki ihlalleri, hataları da görmezden gelemeyiz. Artık bilmeliyiz ki aldığımız eğitim sertifikalarının sayısı değil niteliği önemli, çalışacağımız alanla ilgili olup olmaması önemli. Artık bilmeliyiz ki bizler bilim insanlarıyız ve bilim yapmalıyız, güzel sözler sayfaları oluşturmamalıyız. Bizler yetkinliğimizden eminsek artık düşük ücretlerle çalışmamalıyız, birlik olmalıyız. Artık savunma mekanizmalarımızı engelleyip suçu dışarıda aradığımız kadar kendimize de bakmalıyız.

Yazının fazlaca eleştirel olduğunu belki haksız görülebilecek yerleri olduğunun farkındayım. Yazıyı yayınlamadan önce çekindiğimi de söyleyebilirim fakat birinin bunları yazması gerektiğini düşünüyordum. Umarım yazdıklarım yanlış anlaşılmaz ve doğru değerlendirilebilir. Tüm eleştirilere ve yeni tartışmalar açacak yorumlara açığım ve merakla bekliyorum. Mesleğimizin ve mesleği icra edenlerin daha güzel yerlere doğru yol alacağı günler umut ediyorum.

Psikolog olmanın bazı şartları vardır ama psikologluk yapmanın şartı yoktur. Yasalı bir mesleğe ✋?

İncelemenizi Öneririm


Psikolog olmanın bazı şartları vardır, ama psikologluk yapmanın şartı yoktur. Yasalı bir mesleğe ✋?

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir