İçimizdeki Yaratıcı Çocuğa Ne Oldu?

Çocukken sahip olduğumuz yaratıcılık neden yetişkinlikte daha ulaşılmaz hale geliyor? Bu yazıda mükemmeliyetçilik, hata yapma korkusu, oyun, can sıkıntısı ve dijital dünyanın dikkatimiz üzerindeki etkileri üzerinden yaratıcılığın nasıl şekillendiğini ele alıyoruz. Araştırmalar eşliğinde, yaratıcılığı kaybetmekten çok onun önüne filtreler koymayı nasıl öğrendiğimizi ve yaratıcı tarafımızla yeniden nasıl bağlantı kurabileceğimizi inceliyoruz.

İçimizdeki yaratıcı çocuğa ne oldu?

Çocukken hepimiz yaratıcıydık. Peki sonra ne oldu?

Çocukken hepimiz yaratıcıydık. Yeni oyunlar üretmek, saatlerce hayali dünyalar kurmak, durmadan resimler çizmek ya da yalnızca can sıkıntısından yeni fikirler yaratmak gündelik hayatın doğal bir parçasıydı.

Birçoğumuz o yıllarda üretmenin sonucundan çok sürecine odaklanıyorduk. Eleştirilmekten, hata yapmaktan ya da yeterince iyi olmamaktan bugünkü kadar korkmuyorduk.

Yetişkinlikle birlikte ise hayatın temposu, sorumluluklar, başarı odaklılık ve sürekli kıyaslanma hali yaratıcılıkla kurduğumuz ilişkiyi değiştirebiliyor. Zamanla yalnızca üretmek değil; üretmeden önce yeterince iyi olup olmadığımızı düşünmek de zihinsel yüklerimizden biri haline geliyor.

Mükemmeliyetçilik yaratıcılığı nasıl etkiliyor?

Çocukken yaptığımız şeylerin kusursuz olması gerektiğine inanmazdık. Bu nedenle denemek, yanılmak ve yeniden başlamak çok daha kolaydı.

Yetişkinlikte ise çoğu zaman bir işe başlamadan önce sonucu düşünmeye başlıyoruz. Yeterince iyi olmayacaksa hiç başlamamayı tercih edebiliyor, kendimizi başkalarıyla kıyaslıyor ve hata yapmaktan kaçınabiliyoruz.

Oysa yaratıcılık çoğu zaman belirsizliğe alan açmayı gerektirir. Çocuklukta hayal gücümüzün önünde daha az filtre varken, yetişkinlikte doğru cevabı bulma ihtiyacı bazen yeni ihtimalleri keşfetmenin önüne geçebiliyor.

Nitekim McCrae ve arkadaşlarının (1987) çalışması, yaş ilerledikçe özellikle ıraksak düşünmede (divergent thinking), yani tek bir doğru cevap yerine farklı olasılıklar üretebilme becerisinde azalma görülebildiğini ortaya koymuştur.

Hata yapma korkusu ve yaratıcılık

Çocuklardan farklı düşünmeleri beklenirken, ilerleyen yıllarda kurallara uymaları ve doğru cevabı vermeleri daha fazla ödüllendiriliyor. Bu durum zamanla yaratıcı risk alma davranışını azaltabiliyor.

Bir problemin farklı çözümlerini keşfetmek yerine güvenli ve tanıdık seçeneklere yönelmek daha kolay hale gelebiliyor.

Yaratıcılık çoğu zaman denemeyi, yanılmayı ve başarısız olma ihtimalini göze almayı gerektiriyor. Ancak hata yapmanın olumsuz sonuçlarla ilişkilendirildiği ortamlarda insanlar yeni fikirler üretmek yerine daha güvenli alanlarda kalmayı tercih edebiliyor.

Araştırmalar da başarısızlık korkusunun yaratıcı performansı sınırlandırabilen önemli faktörlerden biri olduğunu gösteriyor (Anderson, 2023).

Sıkılmak, oyun ve yaratıcılık

Çocuklukta can sıkıntısı çoğu zaman yeni oyunlar, hikâyeler ve hayali dünyalar yaratmak için bir fırsattı. Yapılandırılmamış zamanın içinde çocuklar kendi eğlencelerini üretmeye, keşfetmeye ve yeni şeyler denemeye yöneliyordu.

Üstelik oyun yalnızca eğlenmekten ibaret değildi; farklı olasılıkları test etmenin, risk almanın ve hayal kurmanın da bir yoluydu.

Çocukken hepimiz yaratıcıydık. Yeni oyunlar üretmek, saatlerce hayali dünyalar kurmak, durmadan resimler çizmek ya da yalnızca can sıkıntısından yeni fikirler yaratmak gündelik hayatın doğal bir parçasıydı.

Birçoğumuz o yıllarda üretmenin sonucundan çok sürecine odaklanıyorduk. Eleştirilmekten, hata yapmaktan ya da yeterince iyi olmamaktan bugünkü kadar korkmuyorduk.

Yetişkinlikle birlikte ise hayatın temposu, sorumluluklar, başarı odaklılık ve sürekli kıyaslanma hali yaratıcılıkla kurduğumuz ilişkiyi değiştirebiliyor. Zamanla yalnızca üretmek değil; üretmeden önce yeterince iyi olup olmadığımızı düşünmek de zihinsel yüklerimizden biri haline geliyor.

Dikkat süremiz yaratıcılığı etkiliyor olabilir mi?

Günümüzde boşluk hissi ortaya çıkar çıkmaz onu doldurabilecek sayısız uyaranla karşılaşıyoruz. Kısa videolar, sonsuz içerik akışı, bildirimler ve sürekli yenilenen dijital gündem; zihnin bir düşüncenin içinde uzun süre kalmasına giderek daha az alan bırakıyor.

Belki de bu yüzden artık daha çok tüketiyor, daha az üretiyoruz.

Can sıkıntısıyla baş başa kaldığımız anlarda yeni oyunlar, hikâyeler ya da fikirler üretmek yerine çoğu zaman elimiz otomatik olarak telefona gidiyor.

Oysa yaratıcılık bazen tam da o “boş” görünen anlarda ortaya çıkıyor. Zihnin serbestçe dolaşabildiği, oyalanabildiği ve farklı fikirler arasında bağlantılar kurabildiği anlarda.

Yaratıcı düşünce çoğu zaman hızdan değil; bir düşüncenin içinde yeterince uzun süre kalabilmekten beslenir.

Yaratıcılığımızı yeniden ortaya çıkarmak mümkün mü?

Yaratıcılığımızı tamamen kaybetmiyoruz. Araştırmaların da işaret ettiği gibi, çoğu zaman yalnızca önüne daha fazla filtre koymayı öğreniyoruz.

Mükemmel olmasını beklemeden denemek, merak duygusunu beslemek, yeni deneyimlere alan açmak, oyun oynamak ve zaman zaman sıkılmaya izin vermek; yaratıcı tarafımızla yeniden temas kurmamıza yardımcı olabilir.

Belki de yaratıcılık tamamen kaybolan bir özelliğimiz değildir. Gündelik hayatın temposu, kaygıları ve beklentileri arasında sesi kısılan bir tarafımızdır.

Ve belki de mesele yeniden “yaratıcı biri olmak” değil; içimizde hâlâ yaşayan o meraklı, oyun kurabilen ve denemekten korkmayan çocukla yeniden bağlantı kurabilmektir.

Ek okumalar

Neden Beklentiye Gireriz: Beklentiler Faydalı Mıdır Zararlı Mıdır?

Kaynakça

Anderson, R. C. (2023). Anxiety, fear of failure, and creativity. In Z. Ivcevic, J. D. Hoffmann, & J. C. Kaufman (Eds.), The Cambridge Handbook of Creativity and Emotions (pp. 461–478). Cambridge University Press. https://doi.org/10.1017/9781009031240.030 

Mann, S., & Cadman, R. (2014). Does Being Bored Make Us More Creative? Creativity Research Journal, 26(2), 165–173. https://doi.org/10.1080/10400419.2014.901073 

McCrae, R. R., Arenberg, D., & Costa, P. T., Jr. (1987). Declines in divergent thinking with age: Cross-sectional, longitudinal, and cross-sequential analyses. Psychology and Aging, 2(2), 130–137. https://doi.org/10.1037/0882-7974.2.2.130 

Shen, X. (2023). Play and scientific creativity: A critical review and an integrative theoretical framework. Journal of Creative Behavior. https://doi.org/10.1002/jocb.596 

Bir yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir