Depresyonda Bilişsel Bozukluklar

İnsanların günlük yaşantılarında ortalama yaşam süresinin uzaması, hızlı toplumsal değişim, bireyselleşme, kronik hastalıklar için kullanılan ilaçların yan etkileri sonucunda insanlar stresli, gergin ve mutsuz olabilirler. Aile bireyleriyle olan anlaşmazlıklar (çatışma), bir yakının ölümü, genetik olarak üst jenerasyondaki aile ferdinde olan depresyon tanısı, hayatımızdaki yeni bir işe başlama veya evlenmek gibi iyi olaylar bile depresyona sebep olan faktörler arasındadır. Bu çalışmada, depresyon ve bilişsel bozukluklar arasındaki örüntünün sıklığını vurgulamak hedeflenmektedir. Depresyonun bilişsel bozukluklarından söz ederken depresyonun eşliğinde kişide, günlük hayatta işlevselliği en çok kullanılan hafıza, yürütücü işlevler, motor işlemler, yetiler ve dikkat faktörlerindeki kayıpların incelenmesi amaçlanmaktadır.

Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) majör depresyonun alt  gruplarını melankoli ve atipik depresyon olarak belirtmiştir. Manik depresif  ise aşırı özgüvenle beraber riskli ve asosyal davranışlar hatta paranoya dönemleri içeren manik ve çökkün mutsuz depresif iki dönem barındırır. DSM-IV’e (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) göre aşağıdaki 9 belirtiden en az 5’i aynı 2 haftalık süre içinde gösterirse major depresyon tanısı konur. Bu belirtilerden biri mutlaka depresif mod veya hayattan zevk almama (anhedoni) veya çevresine karşı ilgisizlik olmalıdır. Major depresyonun 9 semptomu şunlardır;  

  • Her gün, gün boyu süren depresif duygudurum,
  • Her gün ve gün boyu süren etkinliklere ilgide azalma,
  • Eskisi kadar zevk alamama,
  • Önemli derecede kilo kaybı ya da kilo alımı,
  • İnsomnia ya da hipersomnia,
  • Psikomotor ajitasyon ya da retardasyonun olması,
  • Yorgunluk,bitkinlik ve enerji kaybının olması,
  • Değersizlik, aşırı ya da uygun olmayan suçluluk duyguları,  
  • Düşüncesini yoğunlaştırmada azalma ya da kararsızlık ve yineleyen ölüm düşünceleri.

Hafif Bilişsel Bozukluk (HBB) ise dil, dikkat, yargı, hafıza, okuma ve yazma gibi algı ile ilgili pek çok alanda bozukluğa sebep olabilir.

Depresyon tedavisinde akla ilk gelen antidepresan ilaçlardır, fakat serotonin üzerinden etkili bu ilaçlar çoğu zaman tedavi için yeterli değildir. Psikoterapi sayesinde kişinin farkındalığı artırılıyor, egosunun güçlenmesi sağlanıyor ve depresyona neden olan stres faktörleri ile nasıl başa çıkılacağı öğretiliyor (Keçe,C.2015).


Depresyon, bilişsel ve vejatatif belirtilerden oluşur. Hayattan zevk kaybı, ilgi azalması, konsantrasyon bozukluğu, dikkatte azalma ve buna bağlı unutkanlık, değersizlik hissi, suçluluk hissetme, intihar düşünceleri, karamsarlık gibi bilişsel belirtilerin yanında uykuda artış ya da azalma da görülür. Depresyonda, psikomotor retardasyon, apati, ilgi kaybı, enerji azlığı ve işlevsellikte bozulma sıktır. Bilişsel işlevlerde özellikle yürütücü işlevler, dikkat ve bellekte bozulma saptanır. Depresyonda bilişsel işlevlerde genel yavaşlama ve dikkatte azalma ön plandadır. Test performansları günlük işlevselliklerinden daha kötüdür.  Dikkatte bozulma ve motivasyon düşüklüğü nedeniyle serbest geri çağırma ve hatırlamada performansları düşer. Genel olarak temel problemlerin başında ‘bellek’ gelir. Hafıza testleri ile değerlendirildiğinde sıralı ve tutarlı bir bellek bozukluğu olmadığı, geçmişe dair yama tarzında hatırlama güçlükleri olduğu saptanır. Konuşma yavaşlar ancak sözcük bulmada zorluk görülmez. Depresyonun kronik strese bağlı olarak nöron hasarı yoluyla hipokampus hacminde azalmaya yol açtığı ileri sürülen mekanizmalardan biridir (Erden. Ö, 2010).

Majör depresyonda yönetici işlevleri değerlendiren çalışmalarda, işlem belleğinde, bilişsel kategori değiştirmede, planlamada ve duygusal içeriği anlamada bozulmalar tespit edilmiştir. İşlem belleği performansındaki bozulmanın özelikle şiddetli ve tedavi almayan majör depresyon hastalarında belirgin hale geldiği (Morizt ve ark. 2002) ve tedavi ile ortadan kalktığı belirtilmiştir (Trichard ve ark. 1995).

Yaşlılarda ortaya çıkan depresyonlarda bilişsel bozuklukların oranı genç yaştakilere göre çok daha fazladır. Buna örnek olarak, Ankara’da iki huzurevinde yaşayan 191 kişi üzerinde depresyon ve bilişsel bozukluklar arasındaki ilişkiyi de ele alan bir araştırmada demografik bilgi anketi olarak Yaşlılar için Depresyon Ölçeği (YDÖ) kullanılan bir araştırmayı ele alabiliriz. Yaşlıların %48.2’sinde depresif belirtiler, %50.8’inde bilişsel bozukluk vardır. Araştırma sonucunda depresif belirti olasılığı, bilişsel bozukluğu olanlarda olmayanlara göre 3.01 kat daha fazla risk olduğu gözlemlenmiştir (İlhan, Maral, Kitapçı, Aslan, Çakır ve Bumin 2006; 9).

Koray Karabekiroğlu, Aylan Gımzal ve Meral Berkem’in, Duygudurum Bozukluklarında Bellek Sorunları’nın etkenlerini araştırdıkları çalışmada (2005), depresyonun bilişsel işlevler üzerine etkilerine odaklanmak üzere, 25 denekten oluşan kontrol grubu araştırmaya alınmıştır. Depresyon hastalarında görsel bellek, görsel motor izleme, odaklanmış dikkat ve sözel akıcılık becerilerinde bozukluklar saptanmıştır. Bu bozuklukların depresyonunun şiddetiyle bağıntılı olarak artış gösterdiği görülmüştür.

Üzerinde çalışılan ve literatür taraması yapılan konuya dair sonuçlar şunlardır ki; depresyon ve bilişsel bozuklar arasında ciddi bir örüntü vardır. Deprese hastalarda, bilişsel işlevler arasında yer alan ve beynin temel işlevlerinden olan bilgiyi depolama, uyku bozuklukları, sanrılar ve varsanılar,  bilgiyi işleme ve sorun çözme yeteneği hasar görme olasılığı kuvvetli ihtimaller arasındadır.


Kaynakça

Berrios, G., (1998). Melancholia and depression during the 19th century: a conceptual History”. British Journal of Psychiatry, Vol:153, pp: 298- 304.
Erden, Ö., (2010). Yaşlı bireylerde demans ve depresyonun ayırıcı tanısı. Türk Geriatri Dergisi, Özel Sayı 3 / 37-42
İlhan, M., Maral, I., Kitapçı, M., Aslan, S., ve diğerleri. (2010). Yaşlılarda depresif belirtiler ve bilişsel bozukluğu etkileyebilecek etkenlerKlinik Psikiyatri Dergisi; 9(4): 177 -184
Kales, H. (2010). Comorbidity of cognitive and mood disorders: furthering the understanding of heterogeneity. Am J Geriatr Psychiatry;18 (4): 277-80.
Karabekiroğlu, A., Topçuoğlu, V., Gımzal, A., ve Karabekiroğlu, K. (2010). İlk epizod majör depresyon ve yineleyici major depresyon grupları arasında yürütücü işlev farklılıkları. Türk Psikiyatri Dergisi; 21(4):280-88
Karabekiroğlu, K., Gımzal, A., ve Berkem, M. (2005). Psikiyatrik bozukluklarda bellek sorunlar. Anatolian Journal of Psychiatry; 6:188-196
Keçe, C. (2015). Depresyonun dayanılmaz ağırlığı. Erişim tarihi: 14.11.2017, https://cemkece.com.tr/m__tag_dsm-5-depresyon-tan%C4%B1-kriterleri.html
Sedler, M., Falret’s discovery: the origin of the concept of bipolar affective illness”. (1983) Am J. Psychiatry, Vol: 140, pp:1127-1133
Yetkin, S., ve Özgen, F. (2003). Tarihsel bakış içinde depresyon. Türkiye Klinikleri Dahili Tıp Bilimleri Psikiyatri Dergisi, Cilt 47
Van den Berg MD, Oldehinkel AJ, Bouhuys AL, Brilman EI, Beekman AT, Ormel J. (2001). Depression in later life: three etiologically different subgroups. J Affect Disord;65: 19-26.
Waegemens T et al. (2002). Clinical efficacy of piracetam in cognitive impairment: a meta analysis. Dementia and Geriatric Cognitive Disorders;13:217-24

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir