CADILAR BAYRAMI – KORKUNUN ARKASINDAKİ PSİKOLOJİ

Hayatınızda hiç perili olduğu söylenen bir eve ya da tekin olmayan bir mezarlığa adım atmak istediniz mi? Bizzat kendi isteğinizle gözleriniz bağlı olarak herhangi bir yerde yürür müsünüz ya da terk edilmiş bir hastaneye gizlice girmeye cüret edebilir misiniz?

Ülkemizde yaygın olmasa da dünyanın pek çok ülkesinde eski cadılar bayramı geleneği sürdürülmekte ve ürkütücü sezon bu ay resmen başlamış durumda.  Kendi sınırlarımızı aşmaktan kaçınsak da birçoğumuz iyi bir korkuya karşı direnç gösteremiyoruz, kandırma veya kandırılma şansı ile cesaretimizi ölçmek için bekliyoruz.

Neden?

Neden özellikle Cadılar Bayramında, korku hissi için can atarız? Hiçbirimiz terli elleri veya buz tutmuş ayakları eğlenceli bulmadığına göre bizleri tam olarak tetikleyen şey ne?

Prof. Dr. Tamar Kushnir, insan gelişimini gelenekler bağlamında sınırları zorlama ve korku arama arzusunun arkasındaki olası teorilere dayandırdı. Kendisinin bilimsel bir bakış açısına dayandırdığı görüşlerine göre, tüm bu karışıklığın arkasında ise popüler bir psikolojik teori mevcut.

Kushnir, bu durumu şöyle açıklamıştır: “Arzu duyduğumuz hayatımızda korku aramayı sevdiğimiz teoriler duydum, örneğin; korku filmine gitmek veya korkutucu bir kostüm giymek gibi, çünkü içten içe, bunun gerçek olmadığını biliyoruz ve aslında gerçekten de bu kadar korkutucu bir durumun gerçekleşmesini de istemiyoruz. Başınıza gerçekten kötü bir şeyin gelemeyeceği bir durumda, simüle edilmiş bir korku, gerçekte güvende olduğunuzu bilmek, korkma deneyiminden zevk almanın ve pratik yapmanın bir yoludur. Başka bir deyişle, bu davranış gerçek bir bedel ödemeden duygularla oynamanın bir yoludur.

Çocuklar ve Cadılar Bayramı

Kushnir’e göre, yetişkinlerin aksine dört ve beş yaşlarındaki çocukların bu tür etkinliklere daha az ilgi duymasının bir nedeni olabilir. Fantezi gibi güvenli bir alanda sınırlarımızı zorlamak istediğimiz teorisine uygun olarak Kushnir, “Belki de çocukların korku ile bu kadar ilgilenmemelerinin nedeni, henüz bunu yapmayı deniyor olmamalarıdır,  oysa 20 yaşındaki bir çocuk, yaşadığı dünya hakkında daha fazla şey bildiği için daha fazla maceraya can atabilir.”

Bununla birlikte korku, doğuştan çekici bulduğumuz bir şey değildir. Kushnir, şöyle açıklamaktadır: “Genel bir kural olarak, çocukların kendilerini korkuya neden olan durumlara sokmakla ilgilendiklerini düşünmüyorum.”

Yine de, Cadılar Bayramı yetişkinler için olduğu kadar çocuklar için de beklenen bir gündür. Hatta, çoğu zaman kostümler giymenin ve kapıları çalmanın heyecanı, çocukların yetişkinlerden çok daha fazla sabırsızlıkla beklediği bir şeydir. Peki çocuklar ‘şaka mı şeker mi’ avında korkuyla karşılaşacaklarını biliyorlarsa, Cadılar Bayramı neden hala çocuklar arasında bu kadar popüler bir gün olmaya devam ediyor?

Kushnir, yarı gülerek yarı iç çekerek “Siz evinizde şeker dağıtırken, annesinin elini sıkan minik çocuklar şekeri maskenizdeki kana bakarken alıyor olsalar da sizden hiç korkmuyorlar.” diye sözlerine devam etmektedir.

Canlılık Hissi

Genel olarak, Cadılar Bayramı her yaş için eğlenceli bir fırsattır. Hayatımız boyunca korkuya karşı her birimiz farklı tepkiler vermiş olsak da siz kendinizi diğerlerinden daha çok korkuyu arzuluyor halde buluyorsanız kendinize şu soruyu sormalısınız: Sizin aradığınız korku mu yoksa canlılık hissi mi?

Korku, adrenalin patlamasını ve dikkatin artmasını sağlarken pozitif endorfin artışını da tetikler. Bu artışı aynı oranda elde etmenin hız trenine binmek, romantik bir aşkın içinde olmak ve hatta egzersiz yapmak gibi birçok yolu vardır. Bu durumda, ilginç bir düşünce akla gelmektedir; size korkudan dolayı neşe/canlılık duyma hissi veya bir tür olumlu deneyimin ardından neşeli/canlı hissetme seçenekleri verilseydi, herhangi bir insan ikinci şıkkı seçer miydi?

Belki de korkmak istememizin nedeni, gerçek korkudan ziyade, o anki acele hissi ile daha fazla ilgilendiğimiz içindir. Normalde günlük hayatımızın tipik, sıradan deneyiminin telaşından kurtulamadığımız için can sıkıntısının, biraz yenilik ve heyecanın olduğu durumları arama arzumuzu tahrik etmesi olasıdır.

Bu nedenle, bazılarımızın gerçekten korkuyu arzulaması mümkün olsa da Cadılar Bayramı’nın korku yerine macera ihtiyacımızı karşılaması da söz konusu olabilir.

Kaynakça

Orijinal Metin: Crave the Scare on Halloween? The Psychology Behind Fear

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörlerinden Yasemin Aksöz tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.


İstanbul'da yaşıyorum ve İstinye Üniversitesi'nde psikoloji lisans öğrencisiyim. Öğrenmeyi, okumayı ve yazmayı seviyorum.

Bir yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir