Nöroçeşitlilik: İnsan Beyninin Doğal Varyasyonu

Nöroçeşitlilik (Neurodiversity), basitçe ifadeyle insan beyninin doğal farklılıklarını kapsayan bir şemsiye terimdir (Singer, 1999).

Nöroçeşitlilik nedir? İlk olarak 1997 yılında otizm spektrumunda olan sosyolog Judy Singer tarafından ortaya atılan Nöroçeşitlilik (Neurodiversity), basitçe ifadeyle insan beyninin doğal farklılıklarını kapsayan bir şemsiye terimdir (Singer, 1999). Tıpkı biyolojik çeşitliliğin (biyoçeşitlilik) doğal bir zenginlik olması gibi, nöroçeşitlilik de beyin “türlerinin” doğal bir çeşitliliğini ifade etmek için kullanılır (Wilson, 1985).

Nöroçeşitlilik kavramı, insan bilişsel işleyişinin tek bir “normal ” merkez etrafında değil, geniş ve doğal bir yelpazede var olduğunu vurgular.

Nöroçeşitliliğe Dahil Olan Durumlar ve Bakış Açısı

Nöroçeşitlilik bakış açısı, bazı yaygın olarak “bozukluk ” veya “hastalık ” olarak adlandırılan durumların (Örn: Otizm Spektrum Bozukluğu, DEHB – Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Disleksi, Dispraksi vb.) aslında insan bilişsel farklılıklarının doğal varyasyonları olduğunu kabul eder (Armstrong, 2011).

Bu, nöroçeşitli bireylerin beyinlerinin bilgiyi işleme, öğrenme, iletişim kurma ve sosyal etkileşim kurma biçimlerinin tipik (nörotipik) olandan farklı olduğu anlamına gelir.

Nörotipik (Neurotypical): Nöroçeşitlilik hareketinde, genellikle bilişsel işleme ve davranışları tipik olarak kabul edilen standartlara uyan kişileri tanımlamak için kullanılan terimdir.

Nöroçeşitliliğin Deneyimlenen Yaygın Belirtileri

Nöroçeşitliliğin deneyimlenen yaygın belirtileri, durumdan duruma büyük ölçüde değişmekle birlikte, genellikle şunları içermektedir (Doyle et al., 2022):

  • İletişim ve Dil Güçlükleri: Sosyal etkileşimlerde zorlanma ve konuşma/dil becerilerinde aksaklıklar (örneğin, metaforları anlamada veya göz teması kurmada zorlanma).
  • Duyusal Hassasiyetler (Duyusal İşlem Farklılıkları): Işık, ses, sıcaklık, basınç ve kalabalık gibi çeşitli uyaranlara karşı aşırı duyarlılık (hiper-duyarlılık) veya çok az tepki verme (hipo-duyarlılık). Bu hassasiyetler, günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebilir.
  • Öğrenme ve Bilişsel Zorluklar: Özellikle tipik eğitim sistemlerinde öğrenme stillerine uymayan zorluklar (örneğin disleksi nedeniyle okumada zorlanma).
  • Tekrarlayıcı ve Alışılmadık Fiziksel Tepkiler: Sallanma, tikler veya ani ses çıkarma gibi kendini uyarma (stimming) davranışları. Bu hareketler genellikle kaygıyı yönetmeye veya duyusal girdiyi düzenlemeye yardımcı olur.
  • Esnek Olmama Durumu: Rutinlere aşırı bağlılık, ilgilerini yaşa veya duruma göre değiştirmekte ya da yeni ilgi alanları edinmekte zorlanma.

Nöroçeşitliliğin Sekiz Temel İlkesi

Thomas Armstrong, nöroçeşitliliğin toplumsal kabul ve uygulamaları için sekiz temel ilke belirlemiştir (Armstrong, 2011).

  1. Beyin Bir Ekosistemdir: İnsan beyni bir makine veya bilgisayar donanımı gibi değil, son derece karmaşık ve dinamik bir ekosistem gibi işler. Bu, beynin sürekli değiştiği ve çevreden etkilendiği anlamına gelir.
  2. Yeterlilik Spektrumları: İnsan yeterliliği, kesikli “engellilik” kategorileri yerine, normal yeterlilikle birleşen sürekli spektrumlar veya devamlılıklar boyunca var olur. Bu, hepimizin öğrenme, sosyallik ve dikkat gibi bilişsel yeteneklerde birbirimize bağlı olduğunu ve hepimizin güçlü ve zayıf yönlerinin bulunduğunu gösterir.
  3. Kültürel Değerler Tanımı Belirler: Engellilik kategorileri, tamamen bilimsel olmaktan ziyade, ait olunan kültürün değerlerini ve sosyal önyargılarını derinden yansıtır. Örneğin, disleksi, okuryazarlığa verilen kültürel değere bağlı olarak ve okumanın toplumsal başarı için kritik hale gelmesiyle öne çıkmıştır.
  4. Tanılar Zamana ve Yere Göre Değişir: Bir kişinin engelli mi yoksa yetenekli mi olarak görüleceği büyük ölçüde ne zaman ve nerede doğduğuna bağlıdır; tanısal etiketler mutlak değildir. Farklı zamanlarda ve kültürlerde aynı davranışlar farklı şekillerde yorumlanmıştır (örneğin, bazı toplumlarda otistik özellikler mistik yetenekler olarak görülmüştür).
  5. Ortama Adaptasyon Esastır: Diğer ilkeler geçerli olsa da, içinde bulunduğumuz çağda başarılı olmak için acil ihtiyaç, kişinin beynini mevcut çevrenin ihtiyaçlarına adapte etmesidir. Bu, okuma öğrenmek veya sosyal becerileri geliştirmek gibi çabaları içerir.
  6. Niş İnşası (Çevreyi Değiştirme) Önemlidir: Başarı aynı zamanda kişinin benzersiz beyninin ihtiyaçlarına uyacak şekilde çevresini değiştirmesine de bağlıdır. Tüm odağı bireyin adaptasyonuna odaklamak yerine, çevreye müdahale etmeliyiz (örneğin, gürültüyü azaltan bir çalışma alanı yaratmak).
  7. Niş İnşası Araçları Çeşitlidir: Niş inşası, kariyer ve yaşam tarzı seçimlerini, yardımcı teknolojileri (konuşma-metin yazılımları gibi), insan kaynaklarını ve bireyin özel ihtiyaçlarına göre uyarlanmış diğer yaşamı geliştirici stratejileri içerir.
  8. Pozitif Niş İnşası Beyni Doğrudan Değiştirir: Zenginleştirici bir ortam (pozitif niş inşası), beyindeki nöronal bağlantı ağını daha karmaşık hale getirerek doğrudan beyni modifiye eder. Bu da, beynin çevreye adapte olma yeteneğini daha da artırır (nöroplastisite).

Zorlukların Dışlanmasından Hayata Adaptasyonuna

William Mandy, nöroçeşitliliğin tartışmalı bir kavram olarak ele alınmasından ziyade, bu bireylerin tedavi edilmesinden öteye geçerek, daha doyurucu ve tatmin edici yaşamlar sürmelerini sağlayacak araştırmalar için sağlam bir kanıt temeli oluşturulmasının hızlandırılması gerektiğine dikkat çekmiştir (Mandy, 2018).

Başta otizmli bireyler olmak üzere nöroçeşitli insanların nörotipik insanlara kıyasla düşük yaşam kalitesi, zayıf zihinsel ve fiziksel sağlık, yetersiz eğitim, işsizlik, sosyal izolasyon ve erken ölüm yaşama olasılıkları daha yüksektir (Mandy, 2023).

Bu dezavantajların, kişilerin farklılıklarından ziyade, kişilerin ihtiyaçlarını gözetmeyen bir çevreden kaynaklandığı fikri (Sosyal Engellilik Modeli ile uyumlu), dünyada giderek güçlenmektedir. Bu, toplumun ve çalışma ortamlarının nöroçeşitliliği kucaklayacak şekilde daha erişilebilir ve esnek hale getirilmesi gerektiği anlamına gelir. Nöroçeşitliliğin sunduğu benzersiz yetenekler, inovasyon ve problem çözme açısından büyük bir potansiyel taşımaktadır.

Ek Okumalar

Zihnimiz Dünyayı Nasıl Yaratır?

Duygular Müttefikimiz Olabilir: Duygu Odaklı Terapi (DOT)
 

Kaynakça

Singer J. (1999). ‘Why can’t you be normal for once in your life? From a ‘problem with no name’ to a new category of disability’. In Corker M., French S. (Eds.), Disability discourse (pp. 59–67). Open University Press.

Wilson, E. O. 1985. “The Biodiversity Crisis: A Challenge to Science.” Issues in Science and Technology 2 (1): 20–29.

Armstrong, T. (2011). The Power of Neurodiversity: Unleashing the Advantages of Your Neurodivergent Brain (Completely Revised and Updated Second Edition). Balance.

Mandy, W. (2018). The Research Domain Criteria: A new dawn for neurodiversity research? Autism, 22(6), 642–644. https://doi.org/10.1177/1362361318782586

Mandy, W. (2023). The old and the new way of understanding autistic lives: Reflections on the life of Donald Triplett, the first person diagnosed as autistic. Autism, 27(7), 1853-1855.

Doyle, N., Hough, L., Thorne, K., & Banfield, T. (2022). Neurodiversity. In Challenging bias in forensic psychological assessment and testing (pp. 329-357). Routledge.

Koi, P. (2021). Genetics on the neurodiversity spectrum: Genetic, phenotypic and endophenotypic continua in autism and ADHD. Studies in History and Philosophy of Science Part A, 89, 52-62.

 *Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

 

Bir yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir