Beklentiler hayatımızda önemli bir yer kaplar. Beklentiler bizi olumlu sonuçlara yönelik motive edebildiği gibi, yüksek ve gerçek dışı beklentiler gerçekleşmediğinde hayal kırıklığı, öfke, üzgünlük gibi duygular uyandırıp kendimiz hakkında kötü hissetmemize yol açabilir.
Beklentinin Psikolojisi: Beklentiye Girmek Faydalı Mı Zararlı Mı?
Beklentiler, bir olayın ya da durumun sonucuna ilişkin sahip olduğumuz inançları ifade eder. Günlük hayatımızda hepimiz birçok konuda beklentiye gireriz.
İlişkilerde karşımızdaki insanın belli bir şekilde davranmasını beklemek, söylemeden karşımızdakinin bizim nasıl hissettiğimizi anlamasını beklemek, bir sınavdan yüksek not almayı beklemek, kısa bir sürede fit olmayı beklemek, belli bir sürede herhangi bir hedefi başarıyla tamamlamış olmayı hedeflemek arkadaşların doğum gününü kutlamasını beklemek bunlara birer örnek olabilir.
Beklentiye girmenin günlük hayatımızda çeşitli işlevleri vardır. Beklentiye girerek geleceği ön görmeye çalışır, gelecekle ve gelecekteki olayların sonuçlarıyla ilgili tahminlerde bulunur, belirsizliği azaltmaya çalışıyor olabiliriz. Aynı zamanda olaylar üzerinde geçici bir kontrol algısı yaratabiliriz.
Beklentilerimiz karşılanmadığında ne olur?
Beklentiler gerçekleşmeyince üzüntü, kırgınlık, gücenme, hayal kırıklığı gibi duygular yaşanır. Beklentilerimiz gerçeklikle örtüşmediğinde bu önemli derecede stres yaratabilir. Yüksek ya da gerçekdışı beklentilere girmek, olaylara gerçekçi bir bakış açısıyla bakmamızı engeller. Beklentilerimize körü körüne bağlı kaldığımızda durumun gerçekliğini görmemiz zorlaştırır, bu verdiğimiz kararları ve belli başlı davranışlarımızı da etkileyebilir.
Bilişsel çelişki yaşarız (beklediğimiz şey ve gerçekte olan şey arasındaki tutarsızlık). Sahip olduklarımızı görmezden gelip sürekli daha fazlasını bekleyebiliriz ve bu durum şükran ve minnet duyma duygumuzu azaltabilir. Motivasyonumuz düşebilir, kendimize inancımız azalabilir, beklentimizle bağlantılı olan bir işi ya da eylemi erteler, tekrar yapmamız zorlaşır, kaçınabiliriz.
Beklentilerin yarattığı hayal kırıklığı “Benlik Uyuşmazlık Kuramı ” ile de (Higgins, 1978) açıklanabilir. Bu teori bireylerin “gerçek” benliklerini içselleştirdikleri standartlarla veya “ideal/olması gereken benlik” ile karşılaştırdıklarını belirtir.
“Gerçek “, “ideal ” (yaşam deneyimlerinden yaratılan idealize edilmiş benlik versiyonu) ve “olması gereken” (kişilerin olmaları gerektiğini veya dönüşmeleri gerektiğini düşündükleri kişi) arasındaki tutarsızlıklar, duygusal rahatsızlıklarla (örneğin, korku, tehdit, huzursuzluk) ilişkilidir. Öz-uyumsuzluk, bu iki benlik temsili arasındaki boşluktur ve olumsuz duygulara yol açar.
Beklentiye girmek hep olumsuzlukla mı sonuçlanır?
Genel algı böyle olsa da, hayır. Bazı araştırmalar beklentiye girmenin olumlu sonuçlar doğurabildiğini gösteriyor. Bunlardan en önemlisi Pygmalion ya da Rosenthal etkisi olarak bildiğimiz beklenti etkisi.
Rosenthal ve Jacobson’ın beklentilerle ilgili yürüttüğü araştırma (1968) bize olumlu beklentilerin daha iyi sonuçlar doğurabildiği gibi, olumsuz beklentilerin de kendini gerçekleştiren kehanetler oluşturarak daha kötü sonuçlar doğurabildiğini göstermiştir.
Plasebo etkisi üzerine yapılan araştırmalar da benzer sonuçlar gösteriyor. Plasebo etkisi, bireylerin tedavi edici etkisi olmayan bir madde olan plaseboya tepki vermesi sonucu ortaya çıkan, davranış veya sağlıkta gözlemlenebilir değişiklikleri ifade eder.
Baker ve diğ. (2022) yürüttüğü araştırmada plasebo etkisiyle oluşturulan olumlu beklentilerin sağlıklı bireylerde duygusal algıyı değiştirebildiğini göstermiştir. Katılımcılarda oluşturulan pozitif tedavi beklentileri, mutlu yüz ifadelerini daha kolay ve daha erken fark etmelerine yol açarken, duygular arasındaki ince farklara karşı duyarlılıklarını azaltmıştır. Yani kişilerde bir tür algısal pozitiflik yanlılığı oluşmuştur.
Bu pozitif algı değişiminin, katılımcıların beklenti düzeyi, tedavinin işe yaradığına dair öznel deneyimleri ve ruh hâlindeki iyileşme ile doğrudan ilişkili olduğu bulunmuştur.
Hiç beklentiye girmemek mümkün mü? Çözüm hiç beklentiye girmemek mi?
Beklentilerimiz gerçekleşmediğinde ve hayal kırıklığına uğradığımızda çözümü beklentiye girmemekte bulabiliriz. Kendi kendimize ya da arkadaşlarımıza “artık beklentiye girmeyeceğim” diyebiliriz. Ama hiç beklentiye sahip olmamayı beklemek hiç duygu hissetmemeyi istemek gibi bir şeydir. Yani hiç beklentiye girmemeyi istemenin kendisi gerçekçi bir beklenti değildir.
Aslında hedef hiç beklentiye girmemek değil, daha gerçekçi beklentilere sahip olmak olabilir. Beklentiler bizi hedeflerimize yönelik olarak motive eder, hayatın doğal bir parçasıdır, onları tamamen elimine etmek demek beklentilerin olumlu taraflarını da elemek demektir.
Asıl ayrım yapılması gereken, insanları mutsuzluğa sürükleyen şey gerçekçi olmayan hedefleri kovalamak ve gerçekçi olmayan sonuçlar beklemektir. Yani sorunu yaratan beklentiye girmek değil, bu beklentilerin ne kadar gerçekçi bir zeminde olduğu.
Sosyal medyanın da bunda büyük bir payı olduğu tartışılmaz bir gerçek. Bu mecralarda gördüğümüz hayatları kendimizin en kötü anlarıyla kıyaslayabiliyoruz, fakat sosyal medyada paylaşılan anların filtrelenmiş ve seçilmiş en iyi anlar olduğunu genelde unutuyoruz.
Gördüğümüz gerçekdışı hayat portreleri bizi gerçeklikten, kendi gerçekliğimizden uzak, ve yüksek beklentilere girmemize sebep olup, bunların gerçekleşmediğini gördüğümüzde ise hayal kırıklığına uğramamızla sonuçlanabiliyor.
O halde beklentilerimizi nasıl daha iyi şekillendirebiliriz?
Kendimizi yeni bir durumun içinde bulduğumuzda bu beklentimizin gerçekçi olup olmadığını sorgulayabilir ve tartabiliriz.
Beklentimiz karşılanmadığı durumlarda ise üzüntümüzün arkasındaki sebebe bakarak o durumdaki beklentimizin gerçekçi olup olmadığı sorgulamak ilerisi için daha işlevsel beklentilere sahip olmamıza yarayabilir.
İlişkilerde beklentilerinizin olması sağlıklıdır. Sağlıklı olmayan onu paylaşmamak ve birinin paylaşmadan bunu anlamasını beklemek ve olmayınca hayal kırıklığına uğramaktır.
Dile getirilmeyen beklentilerin gerçekleşmeme olasılığı çok yüksektir.
Karşımızdaki kişiye derdimizi anlatmadan nasıl hissettiğimizi bilmesi çok zordur. Bu yüzden bunu açık bir şekilde ilişkinizde nasıl beklentileriniz olduğunu karşılıklı paylaşmak ve açık iletişimde bulunmak çok daha yapıcı bir yoldur.
Ama aynı zamanda, beklentilerinizi açıkça iletmenin insanların tamamen istediğiniz gibi davranmasına yol açacağını düşünmek de gerçekçi değildir.
Başkalarının kendi çıkarlarını değil, sizin çıkarlarınızı gözetmesini beklemek de gerçekçi değildir. Ancak hem sizin hem de sizin çıkarlarınızı hesaba katmasını beklemek gerçekçi olabilir.
Ek Okumalar
Mutluluğa Evrimsel Psikoloji Perspektifinden Bir Bakış
Kaynakça
Baker, J., Gamer, M., Rauh, J. et al. (2022) Placebo induced expectations of mood enhancement generate a positivity effect in emotional processing. Sci Rep 12, 5345. https://doi.org/10.1038/s41598-022-09342-2
Rosenthal, R., Jacobson, L. Pygmalion in the classroom. Urban Rev 3, 16–20 (1968). https://doi.org/10.1007/BF02322211
Mohr, M., Honnudóttir, V., Mohr, M., & Helgadóttir Davidsen, A. (2023). The paradox of endless options and unrealistic expectations: understanding the impact on youth mental health. International Journal of Adolescence and Youth, 28(1). https://doi.org/10.1080/02673843.2023.2242475
Higgins, E. T., Roney, C. J. R., Crowe, E., & Hymes, C. (1994). Ideal versus ought predilections for approach and avoidance distinct self-regulatory systems. Journal of Personality and Social Psychology, 66(2), 276–286. https://doi.org/10.1037/0022-3514.66.2.276
Kaźmierczak I., Zajenkowska A., Rajchert J., Jakubowska A., Abramiuk-Szyszko A. (2023). The Role of Anger Expression in Unmet Expectations and Depressive Symptoms. Depress Res Treat. doi: 10.1155/2023/8842805. PMID: 37601160; PMCID: PMC10439833.
*Bu yazı Psikoloji Ağı editörlerinden Bahar Temizer tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlenmiştir.

