Kaçtıkça Yaklaşıyor Gibiyim

Birçoğumuz kaçınarak yaşamaktan haz alıyoruz. Kaçınıyoruz, çünkü kaçındıkça daha iyi hissedeceğimize inanıyoruz. Yaşadığımız olumsuz bir olayı hatırlatacak hislerden, nesnelerden, mekanlardan ve insanlardan kaçınıyoruz; istemediğimiz olayları hatırlamamak ve hoşumuza gitmeyen duyguları yeniden hissetmemek için. Mesela biten bir ilişkiden sonra yaşadığımız acı ve kötü duyguları tekrar yaşamaktan kendimizi korumaya çalışıyor hatta tekrar sevmekten, aşık olmaktan korkuyor, arzularımızdan vazgeçiyoruz. Çok fazla göz önünde olmak istemeyerek, çeşitli nedenlerle kendimizce kaçınıyor, güya fark edilirsek eğer; birçok durumda zaaflarımızın, eksiklerimizin ya da hatalarımızın ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Sadece pişmanlık duygusunu hissetmemek için kaç şeyi denemekten alıkoydunuz kendinizi ya da küçük düşeceğinizi düşündüğünüz için hangi soruları sormaktan, hangi sosyal ortamlara girmekten kaçındınız? Sorunlarınızdan kaçınma isteğiyle kendinizi işe boğduğunuz oldu mu hiç? Bu ve benzeri davranışlarda belirli bir dozu geçmiş olmamız, bize olumsuz duygulardan kaçındığımızı gösterir. Böylece olumlu hissetmenin önemi, olumsuz hissetmemenin öneminden daha küçük oluverir istemsizce.

Öyle ki, kaçındığımız şeyler genellikle korkularımızın, acılarımızın, hayal kırıklıklarımızın yansıması oluyor. Yeni başlangıçlar yapabilme umutlarıyla; sorunlarımızdan ve olumsuzluklardan bilhassa hissettiklerimizden uzaklaşmak umutlarıyla; yaşadığımız yeri değiştiririz sık sık. Haklısınız, korku ve kaygı yaratan durumlarla yani sonunda utanç, suçluluk, öfke, mutsuzluk ve istenmeyen diğer duyguları hissedebileceğimiz muhtemel sonuçlarla yüzleşmek veya ortamlarda bulunmak, kimse için kolay olmayabilir. Sürekli kötü hissetmeyi kim ister? Ancak bilmelisiniz ki kaçınma davranışları, bize kısa dönemde belki iyi gelse de olumsuz duyguları ertelese de mutsuzluktan kaçabildiğimize bizi inandırsa da uzun vadede kesinlikle daha fazla yük getirecektir. O halde kaçınarak kendimizi koruduğumuzu zannederken, aslında tam tersini yapmıyor muyuz? Bana kalırsa yapıyoruz, sonra ise yüzleşmediğimiz bu duygular, bizi fazlasıyla ve kolayca gelip buluyor. İşte görmezden geldiğimiz bu sorunlar, duygular mutlaka bir yerlerde saklanıp en hazırlıksız zamanlarda kapınızı çalabiliyor.

Elbette gün içerisinde bazı şeylerden kaçınmak, kendimizi korumak için oldukça gerekli gözüküyor. Kötü hissetmemek adına bazı ortamlarda bulunmayabilir, bazı insanları görmeyi reddedebiliriz. Ancak yaşamımızı, kaçınma davranışı üstüne kurmak, bunu bir alışkanlık haline getirmek, duygusal yaşamımız için hiçbir şekilde sağlıklı durmuyor. Bazı duyguları yaşamaktan kendimizi sürekli olarak alıkoyarak bu duyguların yok olacağını düşünebiliriz. Ancak kaçınarak o duyguların ortaya çıkma ihtimalini, fazlasıyla artırırız. Başkalarıyla olan ilişkilerimize zarar verir, çatışmalar yaşarız. Ne kadar kaçınırsak, sorunlarla o kadar zor baş ederiz. Kaçındıkça, yaşamı tam anlamıyla deneyimlemekten ve deneyimin hazzını almaktan kendimizi alıkoyarız.

Evet, mutluluk bazen neyi görmezden geleceğimizi bilmekle oluyor. Kaçınmak terapi gibi geliyor insana. Ancak fark etmesek de, bitmeyen ve alışkanlık halini alan bu kaçınmalar, yolumuzu çok tıkıyor ve tam olarak gelişmemizi engelliyor. Gelişmek ve büyümek, yüzleşmekle mümkün; acıya ve olumsuz duygulara yani mutsuzluklara da izin vermekle mümkün. Ayrıca bu gibi, kendimizce kötü hal olarak kabul ettiğimiz dönemler, bir şeyleri anlamlandırdığımız hatta çözümleyerek kazanımlar elde ettiğimiz dönemlerimizi tanımlamalı. Biz ise mutsuzluklardan kaçmayı ve onu yaşamamayı “doğru” olarak kabul ediyoruz. Değişimimizin ve tekamülün yolunu mutluluk maskesiyle kapatıyoruz. Yetinmiyoruz; o anki mutsuzluğumuzu bir başkasıyla paylaşırken, utanıyoruz. Çünkü mutsuzken, güya “yanlış” olanı yapıyoruz.


*Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

İlgili İçerikler

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir