Kaygı; psikanalitik kurama göre kaçınılması gereken bir duygu değil, anlaşılması gereken bir sinyaldir. Kaygıdan kaçınma kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede kaygıyı sürdürebilir. Buna karşılık; kaygının kabul edilmesi ve duyguların işlenmesi, bireyin kendini düzenleme kapasitesini güçlendirerek daha sağlıklı bir psikolojik denge kurulmasına katkı sağlar.
Freud’un histeri çalışmaları, bastırılmış ruhsal içeriklerin bedensel semptomlara dönüşebileceğini gösterirken; Paris Psikosomatik Okulu bu süreci düşünsel temsil kapasitesinin sınırlılığı üzerinden geliştirmiştir.
Donakalma, stresli ve tehdit algısı yaratan durumlarda ortaya çıkan son derece insani bir tepkidir; irade eksikliği değil, ego’nun kendini koruma mekanizmasıdır. Freud ve kuramcılar, bu durumu bastırma, ego felci ve geçmişte çözümlenememiş deneyimlerin bugüne taşınmasıyla açıklar.