İstanbul’da Tutunamayanlar, Tutunanlar ve Tutunduğunu Sananlar
İstanbul sadece bir şehir değil, adeta bir kişilik testi gibidir denilebilir. Kimliğiniz, savunma mekanizmalarınız, bağlanma stiliniz — bu şehirde gizli bir sınavdan geçebilir. Neyse ki “İstanbul Ansiklopedisi” dizisinde bu psikolojik testin iki ayrı çözüm yolunu görüyoruz: Zehra ve Nesrin.
Zehra: Amasya’dan Gelen Kimlik Arayışı
Zehra, Amasya’dan İstanbul’a üniversite okumaya gelen genç bir kadın. Mimar olmak istiyor, ama önce kendisi olmalı. Taşradan metropole geçiş, ev değişimi, ilişki dinamikleri… Hepsi onun için bir kimlik sınavı.
Kimlik Krizi (Erikson Uyarısı!)
Zehra, Erikson’un “Kimlik vs. Rol Karmaşası” evresine sıkışmış gibi. Ne taşralı kalabiliyor, ne de tam anlamıyla İstanbullu olabiliyor. Kıyafet seçimleri, müzik zevki, konuşmasındaki belirsizlik hep aynı soruya çıkıyor: “Ben kimim?”
Yakınlık Korkusu: Bağlanma Ama Uzak Kalma
İnsanlara yaklaşmaya çalışıyor ama bağlandığı anda geri çekiliyor. Özellikle Nesrin ile olan ilişkisi bu açıdan dikkat çekici. Annesinin eski arkadaşı olan Nesrin’e karşı hem hayranlık duyuyor hem de ondan kaçıyor. Zehra için İstanbul bir ayna. Ama bu aynada yüzünü net göremiyor.
Nesrin: Estetik, Melankoli ve Kontrollü Dağılma
Nesrin, İstanbul’da yalnız yaşayan bir kadın. Geçmişiyle baş edememiş ama bu duruma bir estetik kazandırmış. Şık, entelektüel ama duygusal olarak yorgun. Tam anlamıyla bir “urban melancholia” örneği.
Yüksek İşlevli Depresyon
Evi tertemiz, kitapları alfabetik sırada, her şey düzenli. Ama yüzünde hep bir perde var. Dışarıdan iyi işleyen ama içten içe çöken bir yapı gibi.
Duygularla Değil, İşlevle Yaşamak
Anı yaşamıyor, anıyı koruyor. Bağ kurmaktan çok, geçmişle mesafeli bir barış içinde. Belki de bu yüzden Zehra’nın içten ve kontrolsüz tavırları onu huzursuz ediyor. Çünkü Nesrin, duygularını bile “planlayarak” yaşıyor.
Nesrin ve Zehra: Aynı Şehrin Farklı Yorgunlukları
İstanbul, bu dizide sadece bir arka plan değil. İki kadının içsel çatışmalarının tam ortasında duruyor.
-
Zehra, değişime açık ama korkak.
-
Nesrin, değişime kapalı ama kırılgan.
İstanbul: Dışarıda Yükselen, İçeride Yıkan Bir Yer
Bazen bir şehir, sadece yaşanacak bir yer değil; yüzleşilecek bir “iç mekân”dır.
İstanbul, dışımızda yükselirken içimizi yıkan bir şehir olabilir mi?
Ve belki de bu yüzden:
Kimimiz tutunur,
Kimimiz düşer,
Kimimiz ise düşerken bile tutunduğunu sanır…
Ek Okumalar
Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi: Günümüzde Kendini Gerçekleştirme
”Kalabalık Yalnızlık” Temalı 5 Film Önerisi
Bir Arayışın İki Yönü: Nietzsche ve Jung’da Üstün İnsan ve Bireysellik
*Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlenmiştir.

