Hamnet: Yasın Dualitesi

Yas, iyileşmesi gereken bir hastalık değil, sevginin ödemek zorunda olduğu bir bedeldir.

Yas, sadece birinin ölümü değil, o kişiyle birlikte ölen “kendi parçalarımızın” da kaybıdır. Hamnet öldüğünde Agnes ve William için “ebeveyn” kimliği sarsılır. To be, or not to be”, artık “Onun olmadığı bir dünyada ben hâlâ ‘ben’ olarak var olabilir miyim?” sorusudur. Bu durum, psikolojide Stroebe ve Schut’un İkili Süreç Modeli ile açıklanan o dengeyi temsil eder.

“Görünmez olanla bağ kurmak, yasın en yaratıcı ve şifalı yoludur.”

 

“Kayba Yönelimli” (Loss-Oriented) tarafta; Agnes

Kayıptan sonra “olmaya” devam etmek, sadece nefes almak değildir. Acının içinde kalma cesaretidir. Agnes gibi kederin içine kök salmak, var olan boşluğa rağmen dünyada bir yer kaplamaya devam etmektir. Bu, yasın en çıplak ve dürüst halidir. 

  • Dokunsal Keder: Onun için iyileşme acıyı dindirmek değil, o acıyla yaşamayı öğrenmektir. Kübler-Ross’un depresyon ve pazarlık evrelerini doğanın döngüsü içinde, en ilkel ve dürüst haliyle yaşar.
  • Somutluk: Hamnet’in yatağını düzeltmek veya Judith’in saçını taramak, onun için yasın kendisidir. Agnes, kaybın “burada ve şimdi” olan gerçekliğine hapsolmuştur.

 

“Yeniden Yapılanma Yönelimli” (Restoration-Oriented); William

William için “olmamak”, gerçek dünyadan kaçıp kurgunun güvenli limanına sığınmaktır. Çünkü yas, içinde kalınamayacak kadar ağır bir hapishanedir; bu yüzden o, Londra’ya, tiyatroya, kalabalığa kaçar. Bu bir duyarsızlıktan ziyade hayatta kalma refleksidir. Kederini kelimelere dökerek fiziksel dünyadan kopar ve onu sanatın ölümsüzlüğüne taşır.

  • Yüceltme (Sublimation): Yaşadığı ağır travmayı toplumca kabul gören, estetik bir esere dönüştürür. Bu, zihnin parçalanmamak için kullandığı bir savunma mekanizmasıdır.
  • Kontrol Çabası: William acıyı metaforlara döker. Gerçek hayatta engelleyemediği oğlunun ölümünü, sahnede Hamlet karakteri üzerinden yeniden kurgular. Hayatın kaotik acısına karşı, sanatın düzenli ve kontrol edilebilir dünyasıyla bir kale inşa eder.

Filmin (ve kitabın) kalbi, yasın katarsis (arınma) sürecidir. Bir acıyı isimlendirmek, onu kontrol edilebilir kılmanın ilk adımıdır. William, ölen oğlu Hamnet’i sahnede Hamlet’e dönüştürerek; ölümü kurgu dünyasında dize getirir. Oğlunun ismi artık bir mezar taşında değil, her gece sahnede yankılanan, yaşayan bir varlıktır.

Rol Değişimi: Oyunda baba (Kral Hamlet) ölür ve bir hayalet olarak geri döner. Bu değişim, Shakespeare’in hayatta kalan suçluluğunun (survivor guilt) ve ‘’keşke ben ölseydim’’ arzusunun dışavurumudur. Babayı öldürüp oğla “intikam” görevi vererek, kendi yasını bir anlam arayışına dönüştürür. 

 

Devam Eden Bağlar (Continuing Bonds)

Klass ve ark. (1996) tarafından savunulan bu teoriye göre sağlıklı yas; bağları koparmak değil, kaybı sembolik düzeyde sürdürmektir. William, oğlunu toprağa vermiş olsa da onu kelimelerin ve repliklerin içinde yaşatarak kaybıyla olan bağını yeniden yapılandırır.

 

Hamlet, bir veda mektubu değil; Shakespeare’in oğluna sunduğu sonsuz bir “merhaba”dır.

 

 

Ek Okumalar

Yas

YAS SÜRECİ VE FARKINDALIK

Nietzsche, Heidegger ve Rust Cohle: Yas, Zaman ve Anlamsızlık Üçgeni

 

 

*Bu yazı Psikoloji Ağı Direktörü Ezgi Büşra Akgöz tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

Bir yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir