Pozitif Psikoloji Nedir?

21. yüzyılın başında ABD’de ortaya çıkan bu alan, Martin Seligman tarafından ortaya konmuştur.

Psikoloji kuramlarından biri olan pozitif psikoloji, 21.  Yüzyılın başlarından itibaren gelişimini sürdürmekte ve günümüzde de oldukça sık bir şekilde adından söz ettirmektedir.  Adı gereği ilk etapta bu alanın sadece pozitif durumlara odaklandığı, tüm kötülükleri ve olumsuzlukları göz ardı ettiği düşünülmektedir. Halbuki işin içerisine girildiğinde durumun bundan uzak olduğu anlaşılmaktadır. Bu yazımda sizlerle birlikte pozitif psikolojinin adı gereği sadece pozitif durumlara parmak basıp basmadığına ve tam olarak nelere odaklandığını inceleyeceğiz. Pozitif psikoloji nedir diye merak ettiğimizde aklımıza gelen ilk isim Martin Seligman’dır.

Martin Seligman

21. yüzyılın başında ABD’de ortaya çıkan bu alan, Martin Seligman tarafından ortaya konmuştur. Fakat ilk olarak pozitif psikoloji kavramını kullanan kişinin Hümanist psikolojinin kurucularından biri olan Abraham Maslow olduğu bilinmelidir. Pozitif psikolojinin amacı negatif durumlardan ziyade; olumlu olana yönelmektir. Bu olumluya yöneliş esnasında olumsuz taraf tamamen yok sayılmamakta; onunla ilgili tedavi ve terapi çalışmalarının da yürütüldüğü bilinmelidir. Genel olarak psikolojik teoriler incelendiğinde, sorunların ortaya çıkardığı semptomları ve rahatsızlıkları tamamen ortadan kaldırmaya ya da azaltmaya yönelik işlemlerle meşgul olunduğunu görmekteyiz. Oysaki geriye kalan yani sağlıklı olarak atfedilen önemli bir kesimin; iyilik halinin arttırılması ve iyilik halinin devamlılığının sağlanması adına da birtakım çalışmalar yürütülmelidir. Aslında pozitif psikoloji de bu bağlamdan yola çıkarak oluşmuştur.

Burada psikoloji biliminin amaçlarına da dikkat çekmemiz gerekmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Dünya Sağlık Örgütü tarafından da desteklenen karara göre tüm sağlık çalışanları iyi ya da kötü herkesin ihtiyaçlarının karşılanması adına faaliyetler sürdürecekti. Fakat savaş sonrası özellikle askerlerde ve toplumda oluşan psikolojik travmalar gibi olumsuz durumlara odaklanarak; iyilik halini sürdüren ya da sürdürmeye çalışan kişilerle yeteri kadar ilgilenilmemiştir. Psikoloji bilimi kendini iyi hisseden ve psikolojik iyilik halini geliştirmeye çalışan herkese hitap etmelidir.

Pozitif Psikoloji

Pozitif psikoloji yeni bir alan olmasına rağmen birçok tanım yapılmıştır. Kısaca özetleyebiliriz ki pozitif psikoloji, bireyin hayata bağlanmasına ve hayatını bulunduğu konumdan daha iyi bir konuma gelmesine katkı sunan; olumlu olanın ne olduğunu araştıran bilimsel bir alan olarak tanımlanmaktadır (Peterson, 2020 akt. Demir ve Türk, 2020).

Pozitif psikolojinin geçmişi ise eskiye dayanmaktadır. Direkt olarak pozitif psikoloji şeklinde ifade edilmesi de insanlık için en yüksek iyiliğin mutluluk olduğunu ifade eden Aristoteles’e kadar dayanmaktadır. Alfred Adler bireysel psikoloji kuramını tanıtırken bireyin güçlü yönlerine de odaklanılması gerektiğini vurgulamıştır. Hümanist psikoloji kurucuları tarafından da bütüncül bir yaklaşım benimsenir. Kişinin biricikliğine ve bireyin kişisel anlamlandırmalarına vurgu yapılır. Bu sayede bireyin olumlu yanlarına değinilir.

Abraham Maslow’da hümanist psikolog olarak pozitif psikoloji terimini kullanmıştır. Mas­low, psikolojinin olumluya yeterince odaklanmadığını “Psikoloji bilimi, olumlu tarafa göre olumsuz tarafta çok daha başarılı olmaktadır ki bu durum; insanın eksiklikleri, hastalıkları ve suçları hakkında çok şey ortaya koyarken; potansiyelleri, erdemleri, ulaşılabilir arzuları ve psikolojik iyiliği hakkında bize az şey söyler.” sözleriyle ifade etmektedir (Maslow, 1954 akt. Demir ve Türk, 2020).

Alanın  kurucusu olan Martin Seligman pozitif psikoloji görüşlerini şu sözleriyle ifade etmiştir: “Pozitif psi­koloji hareketinin mesajı, bizim alanımızın deforme olduğunu hatırlatmaktır. Psikoloji sadece has­talığın, zayıflığın ve zararın incelenmesi değildir; ayrıca güçlü yanların ve iyi özelliklerin de incelen­mesidir. Tedavi sadece yanlış olanı onarmak değil; ayrıca doğru olanın inşasıdır. Psikoloji sadece hastalık veya sağlık ile ilgili değil; iş, eğitim, içgörü, sevgi, gelişim ve oyun ile ilgilidir.”

Aynı zamanda Martin Seligman pozitif psikoloji süreci ile birlikte otantik mutluluk teorisini geliştirmiştir. Bu bağlamda mutluluğu 3 şekilde analiz etmektedir. Bunlar duygular, bağlılık ve anlamdır. Pozitif psikoloji ile ilgili birçok kavram kullanılmaktadır. Bunlardan birkaçını şu şekilde sıralayabiliriz:

Psikolojik İyi Oluş

Ryff ve Kyes tarafından tanımlanan bu kavram tek bir boyutta değerlendirilmemiştir. Psikolojik iyi oluş altı boyutta ifade edilir.

  • Hayatını anlamlı görmesi olan yaşam amacı,
  • Sürekli geliştiği hissi olan kişisel büyüme,
  • Kararlarını verebilmesi olan özerklik,
  • Yaşamına ve kendine olumlu bakabilmesi olan kendini kabul,
  • İstekleri­ne göre çevresini yönetebilmesi olan çevresel hâkimiyet,
  • Kişilerarası olumlu ilişkiler olan diğerleriyle olumlu ilişkilerdir (Demir ve Türk,2020).
İlgini çekebilir:  Ergenler Neden Düşmanca Bir Tutum Sergiler?

Umut

Önemli duygularımızdan biri olan umut burada da karşımıza çıkmaktadır. Snyder (2002) umudu, bireyin hedefler belirlemesi ve belirlediği bu hedeflere ulaşmak için motivasyon ortaya koyması olarak tanımlamaktadır. Umudun üç bileşeni amaçlar, eyleyici düşün­me ve alternatifler düşünme olarak ifade edilmektedir. Amaçlar bireyin zihinsel hareketini, eyleyici düşünme kendini motive etmesini, alternatif yollar ise hedefine ulaşmada yollar çizmesini sağlar. Umut düzeyi yüksek bireyler kendilerine ulaşılması çok kolay olmayan amaçlar belirler. Çünkü onlar ulaşılması zor olan bu amaçları daha alt amaçlara bölerek ilerlerler (Hefferon ve Boniwell, 2014 akt, Demir ve Türk, 2020).

Psikolojik Dayanıklılık

COVID-19 sonrası oldukça gündeme gelen ve sıklıkla kullanılan psikolojik dayanıklılık kavramı pozitif psikolojinin kullandığı kavramlardan bir tanesidir. Kısaca psikolojik dayanıklılık kavramını, bireyin değişen şartlara esnek tepki verebilme ve yaşadığı olumsuz deneyimlerde kendini daha iyi bir şekilde toparlayarak çıkmasıdır. Psikolojik durumu etkileyen birçok durum olduğu gibi burada da aile, zekâ, sosyallik ve birçok çevre faktörü kişinin psikolojik dayanıklılığını olumlu ya da olumsuz şekilde etkilemektedir.

Pozitif psi­koloji Seligman’ın bahsettiği bu bakış açısına sahip olurken bazı varsayımlardan hareket etmektedir. Bunlardan ilki bireyin kendi hayatına yön verebilecek etken bir rolde olmasıdır. İkincisi, bireyin hayatında değişiklikler yapmak için içsel bir motivasyona sahip olmasıdır. Sonuncusu ise, pozitif psikoloji destekli davranış değişikliğinin bireyde hayata bağlılık yönünde bir istek oluşturmasıdır (Akin-Little ve Little, 2004 akt. Demir ve Türk,2020).

Bu teorinin temel alındığı pozitif psikoterapi ise ülkemizde bireysel, grup ya da süpervizyon kapsamında uygulanmaktadır. Bu psikoterapi yöntemindeki temel amaç bireyin asıl kapasitesini geliştirmeye, günlük yaşamında denge kurmasına yardımcı olmaktır (Peseschkian, 2002 akt. Eryılmaz, 2007). Pozitif psikoterapi tedavi sürecinde rahatsızlıklara da yönelirken bireyin yeteneklerine ve gelişim olasılıklarına da önem vermektedir. Çift yönlü bir odak alanı söz konusu iken burada her insanın belli yeteneklere sahip olduğu, sadece bu yeteneklerin farklı seviyelerde olduklarına dikkat çekmektedir.

Sizlere Mesajım Var!

Dünyanın birçok yerinde klinik psikologlar daha çok patolojilere ve bu patolojilerin tedavisine odaklanırken; sosyal psikoloji ile uğraşan psikologlar da toplumun olumsuz taraflarının sebeplerini araştırmaya kendini adamış durumdadır. Peki neden olumsuz duyguların bizim için bu kadar önemli olduğunu ya da toplumda görülen/yaşanan olumlu bir olayın ya da durumun nedenine odaklanılmadığını hiç düşündünüz mü? Sadece psikoloji alanında değil sağlıktan eğitim sektörüne, ekonomi alanında da olumsuza yönelmeye şahit oluyoruz. Ama olumsuz, olumlu ile var olur ve olumlu olana da en az olumsuza harcanan çaba kadar çaba harcanmalı ve değer verilmelidir. Belki de olumsuzluklara bu kadar odaklanmamız sonucu olumlu olanı göremiyor ya da es geçiyoruz.

Hatalar bireyin gelişimine katkı sağlayabilir fakat erdem, güç, doğruluk gibi değerlerin de insanlığa sağlayacağı katkılar paha biçilmezdir. Öncelikli olarak psikoloji bilimine gönül vermiş ve alanına sahip çıkan meslektaşlarım ve diğer meslek gruplarına mensup bireylerin bu konuya dikkat etmesini bekliyor ve karşılaştıkları herhangi bir durumda farklı pencerelerden bakabilmeyi kendilerine görev edinerek hareket etmelerinin hayatlarına birçok katkısı olacağını düşünüyorum.

İyiliğe ve erdeme verilen değerin artması dileğiyle...

Pozitif Psikoloji hakkında daha fazla yazı için Pozitif Psikoloji ve Eğitim isimli yazıyı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Kaynakça

Sarı, T. (2015).Pozitif psikoterapi: Gelişimi, temel ilke ve yöntemleri ve Türk kültürüne uygulanabilirliği, The Journal of Happiness & Well-Being, 3(2), 182-203.

Demir. R., Türk, F. (2020).Pozitif Psikoloji: Tarihçe, Temel Kavramlar, Terapötik Süreç, Eleştiriler ve Katkılar. Uluslararası Akademik Psikolojik Danışma ve Rehberlik Araştırmaları Dergisi, Haziran, Cilt (2), Sayı (2).

Eryılmaz, A. (2017). Pozitif psikoterapiler. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar. 9(3):346-362.

*Bu yazı Psikoloji Ağı ekip üyesi Bilge Arslan tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.


İstanbul Esenyurt Üniversitesi Psikoloji Bölümü Yüksek Onur Öğrencisi Mezunu. Okul Psikoloğu.

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir