Öze Dönüş: Ekopsikoloji

Öze Dönüş: Ekopsikoloji

“Her gün 20 dakikayı doğada oturarak geçirmelisiniz. Eğer çok meşgul değilseniz, öyleyse 1 saat geçirmelisiniz.” (Zen Deyişi)

Tabiata dikkatlice baktığımızda neler dikkatimizi çeker? Belli bir yönde akmakta olan nehirler, sık ama düzenli ormanlar, sıra sıra dizilmiş dağlar, içinde bambaşka bir dünya barındıran okyanuslar görürüz. Bütün bunlar kendi içlerinde mutlak bir düzene sahiptir. Dağlar olduğundan daha büyük veya küçük olsaydı, ağaçlar kendi düzenlerinden farklı olsaydı veya nehirler ya da okyanuslar her zamanki olağan akışlarından farklı olsaydı neler olurdu?

Psikoloji ve ekoloji arasındaki ilişkiyi inceleyen ekopsikoloji kavramı, temelde insanın doğa ile olan ilişkisinin, insanın diğer insanlarla olan ilişkilerini etkilediğini savunan bir görüştür. Her insanın doğuştan gelen bir ”ekolojik bilinç” ile dünyaya geldiğini ancak zamanla ve modernleşerek betonlaşan toplumda, kişilerin bu bilinçten giderek uzaklaşarak koptuğu düşünülüyor. Doğadan giderek uzaklaşan insanın bunun bir bedeli olarak mutsuzluk, yalnızlık ve sıkışmışlık hissi içinde dengesinin bozulduğunu ve yaşadığı dünyaya yabancılaştığı belirtiliyor (Hablemitoğlu, 2015).

İnsanlık için bir ‘öze dönüş’ düşüncesi olan Ekopsikoloji düşüncesine göre, yaşadığımız dünyada bireyin her açıdan daha sağlıklı olması için ekolojik bilincini uyandırarak doğaya zarar vermeme, hayvanlara ve doğaya saygı duyma ve bağlarını giderek kopardığı doğaya tekrar dönüşü gerekmektedir.

İnsanlığın kurtuluşunun ve huzura erişinin yalnızca doğaya dönerek mümkün olduğu düşünülmektedir.

Toplumun umutsuzluğu ve karamsarlığı, yalnızca ‘doğaya dönerek’ önlenebilecektir. Hayvanlar, doğa ve bunların bütünü olan ekolojik sistemle iç içe ve saygı duyarak yaşanılan bir hayat, sağlıklı bir toplum için hayati bir önem taşımaktadır.

Ekopsikolojinin temel amaçlarından biri, her insanın ekolojik bilinçaltında potansiyel olarak bulunan çevreye ve doğaya duyarlılık, sadelik, basitlik ve saygı duyuş hissini yeniden uyandırmaktır (Yurcu, 2016). Çevreye duyarlı yaşayan bir insanın, kişilerarası ilişkilerinde de daha sağlıklı bir iletişim kuracağı öngörülür. Doğanın ahengi ve akışı ile uyumlu olmak, toplumsal hayatımızda da sağlıklı bir akış sağlayacaktır.

Küçük Adımlar

Her sabah mahallenizdeki parkta 1 saat yürüyüş yapmak, hafta sonu veya tatillerde doğa ve tabiatla iç içe kaliteli vakit geçirmek, özellikle çocukları erken yaşlarda doğa ve tabiata saygı duyacak ve tanıyacak şekilde yetiştirmek ekolojik bilinci uyandırmak veya canlı tutmak için yapılabilecek ufak ama etkili aktivitelerdir.

İnsan gelişimin en önemli evrelerinden biri olan çocukluk döneminde ekolojik psikoloji kavramını çocuk ile tanıştırmak oldukça önemlidir. Doğa ile ilgili masallar, hikayeler, kitaplar okuyarak ve tabiatla fiziksel olarak iç içe olmak bunun için etkili bir yoldur. Erken yaşta ekopsikoloji kavramına farkında olarak yaklaşan bir kişi, gelecekte de bu farkındalıkla hareket edecektir.

Peki ekolojik bilincimizi uyandırmak ve farkında olmak için neler yapabiliriz?

  • Öncelikle kendi düşüncelerimizden başlayarak, doğayı ve hayvanları, bütün ekolojik sistemi kendimizden ayrı bir varlık olarak görmeden insana ve doğaya bütüncül bakabilmeliyiz.
  • Yapılan araştırmalar, her hafta doğada yapılan 2 saatlik yürüyüşlerin psikolojik iyi oluşumuzu olumlu yönde etkilediğini göstermektedir.
  • Özellikle çocukları ekopsikoloji hakkında bilgilendirmeli ve bu konuda öncü olmalıyız.
  • Doğa ve tabiata duyarlı bir yaşam sürmek için çevre kirliliği, enerji tüketimi ve doğal kaynakların kullanımı ile ilgili daha fazla bilinçlenmeliyiz.

Ekolojik bilincimizi uyandırdığımız, hayvanlara, doğaya ve çevreye daha duyarlı ve bütüncül bakabildiğimiz günler görmek dileğiyle!

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı PAT-insta3lu-savun-scaled.jpg

Kaynakça

Hablemitoğlu, Ş. (2015). Egonun Ekolojik Olanını Severiz.

Uzunoğlu, S. (2006). Çevreyi Korumada Yeni Bir Kavram: Ekolojik Ego.

Yurcu, G. (2016). Rekreasyon Faaliyetlerine Katılan Bireylerin Kişilik Özelliklerinin Ekopsikoloji Algılarına Etkisi

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.


            

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir