Kültürel Psikopatoloji Dosyası: Kültür Bağlamında Psikopatolojiyi Anlamak ve Hafırgan

Psikopatolojinin kültür kavramını uzun yıllar kendisinden uzak tutmasından sonra, kültürün psikopatolojiye etkisi zamanla sorgulanmaya başlanmış ve aralarındaki ilişki araştırma alanında yerini bulmuştur. Peki kültür ve psikopatoloji arasındaki ilişki nasıldır? Neden kültür psikopatolojiyi anlamak için önemlidir? Gelin bu soruların cevaplarından önce kültür nedir biraz ondan bahsedelim. Kültür bir toplumda sosyal olarak aktarılan birçok öğrenilmiş davranıştan oluşur...

Psikopatolojinin kültür kavramını uzun yıllar kendisinden uzak tutmasından sonra, kültürün psikopatolojiye etkisi zamanla sorgulanmaya başlanmış ve aralarındaki ilişki araştırma alanında yerini bulmuştur. Peki kültür ve psikopatoloji arasındaki ilişki nasıldır? Neden kültür psikopatolojiyi anlamak için önemlidir? Gelin bu soruların cevaplarından önce kültür nedir biraz ondan bahsedelim.

Kültür bir toplumda sosyal olarak aktarılan birçok öğrenilmiş davranıştan oluşur (Marsella ve Yamada, 2007). Dinamik ve yaratıcı bir süreç olan kültür, insanların dünya hakkındaki fikirleri kadar sosyal ve fiziksel dünyadaki eylemlerini kapsar (López ve Guarnaccia, 2000). Kültür bizim dünya görüşümüzü, algımızı, yönelimimizi, değerlerimizi, beklentilerimizi şekillendirmede rol oynar. Aynı zamanda toplum içerisinde neyin kabul edilebilir neyin kabul edilemez olduğunun da çerçevesini çizer (Marsella ve Yamada, 2007). Fakat unutmamak gerekir ki kültür bizi etkilediği kadar biz de kültürü etkileriz. İnançlarımız, tutumlarımız, davranışlarımız içinde bulunduğumuz kültürü etkileyerek yeniden inşa edilmesinde rol oynar.

Kültür ve Psikopatoloji İlişkisi

Kültür hayatımızın birçok alanını etkilediği kadar klinik alandaki bulguları da etkilemektedir (Nicolini, ve diğer., 2017). İnsanların sağlık ve hastalık kavramlarını nasıl algıladıklarını, hastalıklarını nasıl yorumladıklarını, şikayetlerini nasıl dile getirdiklerini ve tedaviye yönelik tutumlarını şekillendirmektedir. Dolayısıyla, bireylerin semptomlarını ve onları nasıl algıladıklarını etkileyen kültür, klinisyenlerin psikiyatrik tanı koyma aşamasını da etkileyecektir (Nicolini, ve diğer., 2017; Molerio, 2018). Çünkü hangi yaşantının patolojik hangi yaşantının “normal” olduğu kültürel boyutta farklılık göstermektedir (Sayar, 1998). Bir kültürde normal olarak algılanan bir davranış, başka bir kültürde kendini psikopatolojinin sınırında bulabilir. Bu sebeple klinisyenlerin semptomları yorumlarken kültürel etmenleri göz önünde bulundurması, kültüre duyarlı bir anlayış ile yardım arayan kişilere destek olması ve tedavilerini bu doğrultuda uygulaması son derece önemlidir. Aksi halde, yanlış tanılar beraberinde yanlış tedavileri de getirerek ‘yararlı olmak ve zarar vermemek’ ilkesinden uzaklaşılacak, yardım arayışında olan kişilerde derin yaralar bırakılmasına sebep olunacaktır.

Peki kültürün psikolojik bozuklukların tanı ve tedavisinde yeri nedir? DSM-5 (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders- Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) psikolojik bozukların evrensel olarak tanımlanmasında kullanılmaktadır. Fakat uzun bir süre psikolojik bozukluklar kültür bağlamı dışında tanımlanmıştır. Nihayet 1994 yılında, etnik azınlık ve uluslararası psikiyatri uzmanlarının çabaları sonucunda DSM-IV’e “Kültüre Bağlı Sendromlar” ve “Kültürel Formülasyon Taslağı” bölümleri eklenmiştir. Bu bölümler kitabın son sayfalarında yer almış olsa dahi en azından kültürel faktörler psikopatolojinin etiyolojisinde, tanımlanmasında, değerlendirilmesinde, tanı ve tedavisinde kısmen de olsa yerini almıştır (Marsella ve Yamada, 2007).

Hafırgan

DSM IV’de 25 tane kültüre bağlı sendrom yer almaktadır. Kültüre bağlı semptomlar belirli bir toplumda veya kültürde görülür ve belirli yineleyici semptomları içerir. Ülkemizde bu konuyla ilgili Medaim Yanık’ın 2003 yılında yaptığı çalışma örnek gösterilebilir. Şanlıurfa’da “Hafırgan” adında kültüre özgü sendromlardan olduğu düşünülen bu rahatsızlık kendisini karın çarpıntısı, halsizlik, uyuma isteği, iştahsızlık, kalp çarpıntısı gibi belirtilerle göstermektedir (Yanık, 2003) . Kişiler psikiyatri uzmanı olmayan doktorlara başvurarak “Hafırgan” olduklarını belirterek şikayetlerini dile getirmişlerdir. “Hafırgan” kelimesinin ise “çarpıntı” ve “sıkıntı” anlamına gelen “Hafakan” kelimesinin bozulmuş şekli olabileceği yüksek olasıklıklardan biri olarak görülmüştür. Çünkü rahatsızlığın temel belirtisi olan çarpıntı hissi ile “hafakan” kelimesinin anlamı birbirini tamamlar niteliktedir (Yanık, 2003).

İlgini çekebilir:  Kültürel Psikopatoloji Dosyası: Ele Geçirilme

Yapılan araştırmalar sonucunda ise bu rahatsızlıktan şikayet eden bireylerde organik bir hastalık olduğu sonucuna varılmamıştır (Yanık, 2003). Bu sebeple hastalık psikiyatrik olarak değerlendirilmiş ve tedaviye başlanmıştır. Aynı zamanda Hafırganın bilinirliği ile ilgili bir anket hazırlanarak, psikiyatri polikliniğine art arda başvuran 100 kişiye bu anket uygulanmıştır. Anketin sonucunda bu hastalığın toplum tarafından bilindiği ve yerel tedavi yöntemlerini uygulayan kişilere de başvurulduğu gözlenmiştir. Yerel tedavi ise kişinin aç olduğu zaman, karın ortasına 3 kez şiddetle bastırılması ve bunun 3 gün üst üste yapılması şeklindedir. Özetleyecek olursak, Hafırganın yineleyici belirtilerinin olması, DSM-IV tanı kriterlerini tümüyle karşılamaması ve yerel bir bölgede olması kültüre özgü sendromlardan biri olabilme ihtimalini karşımıza çıkarmaktadır. Özellikle Hafırganın kendisini bedensel bir şekilde karın bölgesinde göstermesi ve Türk kültüründe de sorunların daha çok somatik bir şekilde ifade edilmesi birlikte düşünüldüğünde aradaki kültürel ilişkiyi anlamak önemlidir. Fakat Hafırgan Şanlıurfa dışında Yalova ilinde de bir kişide görülmüştür. Bu sebeple bu rahatsızlığın semptom olarak nitelendirilebilmesi için çok daha geniş ve detaylı çalışmalar ihtiyaç vardır (Yanık, 2003).

Sonuç

Sonuç olarak, kültür insanların sağlık ve hastalığa yönelik algılarını şekillendirmekle birlikte, psikopatolojinin de yorumlanmasında son derece önemlidir. Kültürel unsurlar hayatın her alanında olduğunu gibi klinik alanda da etkisi göstermektedir. Bireylerin deneyimledikleri psikolojik bozuklukları kültür bağlamından ayıramayacağımız gibi, bu deneyimlerin değerlendirilmesini de kültürel bağlamın dışında gerçekleştiremeyiz. Bu doğrultuda psikopatoloji ve kültür arasındaki ilişkiyi anlamaya yönelik her çaba, bizi bireylerin yaşadıkları psikolojik bozuklukları anlamaya ve onlara yardımcı olmaya daha da yaklaştıracaktır.

Kültürel Psikopatoloji serinin ilk yazısını sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Serinin diğer yazıları için takipte kalınız, sevgilerimizle!


Kaynakça

López S.R, & Guarnaccia P.J. (2000). Cultural Psychopathollogy: Uncovering the Social World of Mental İlness. Annual Review of Psychology, 51, 571-598. https://doi.org/10.1146/annurev.psych.51.1.571

Marsella A.J., & Yamada A.M. (2007). Culture and Psychopathology Foundations, Issues, and Directions. Handbook of Cultural Psychology (1st ed.) (pp. 797-818). New York: The Guilford Press.

Molerio, C. (2018). Culture and Psychopathology: New Perspective on Research, Practice, and Clinical Training in a Globalized World. Frontiers in Psychiatry, 9, 366. https://doi.org/10.3389/fpsyt.2018.00366

Nicolini, H., Salin-Pascual, R., Cabrera, B., & Lanzagorta, N. (2017). Influence of Culture in Obsessive-compulsive Disorder and Its Treatment. Current psychiatry reviews13(4), 285–292. https://doi.org/10.2174/2211556007666180115105935

Sayar K. (1998). Kültür ve psikopatoloji. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni, 8(3), 176-179.

Yanık, M. (2003). Hafırgan: kültüre bağlı bir sendrom mu, yoksa anksiyetenin kültüre özgü bedensel ifadesi mi? Klinik Psikofarmakoloji Bülteni, 13, 191-196.

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörlerinden Seda Soylu tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

2 Yorum

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir