Jung Arketipleri ile Tarkan: Gümüş Eyer

Jung, Kolektif Bilinçdışı ve Arketipler

Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung’un, arketip ve kolektif bilinç dışı terimleri, kültürel eserlerin çözümlemeleri ile alakalı çalışmalar için önem arz etmektedir.

Jung’a göre kolektif bilinç dışı, hafızamızda barınan ve var olduğumuz toplumun kültürüne dayalı olan semboller, imgeler, dil ve diğer tecrübeleri içerisinde barındırmaktadır. Jung, kolektif bilinç dışını tüm insanların tecrübe ve ortak birikimleriyle dolu bir havuza benzetmiştir. Belirtilen bu havuz insan ırkının ortak ürünüdür. Aynı zamanda evrensel bir miras değeri taşır ve masal, mit, efsane gibi kültürel eserlerde, sanat eserlerinde ve dini motiflerde de görülebilir (Jung, 1965; Akgün, 2008).

Birçok nedenden ötürü birbiri ile etkileşim kurmamış, birbirlerinin kültüründen etkilenmemiş toplumların masallarında, efsanelerinde var olan kahraman figürleri, birbirlerine oldukça benzer nitelikler barındırmaktadır. Jung’a göre bu benzerliklerin sebebi arketiplerdir (Jung, 2007; Akgün, 2008). İnsan ırkının var olduğu günden bu yana nesiller boyu aktarılarak bizlere kadar gelen arketip kavramı, Jung’a göre kolektif bilinç dışını oluşturan parçalardandır (Jung, 2001; Akgün, 2008). Jung’a göre kolektif bilinç dışı evrenseldir. Arketipler de, kolektif bilinç dışını oluşturan parçalar olduğu için, arketipler de evrenseldir. Bu nedenle farklı kültürel eserlerde benzer temalar, semboller ve motifler mevcuttur (Alpoğuz, 2019).

Arketipler, gündelik hayatta karşımıza çıkan durumlardan ziyade efsane ve masal gibi eserlerde de mevcuttur. Dolayısıyla arketipleri görmek ve anlamak için bu gibi eserler incelenmelidir. Birçok kültürün masallarında veya efsanelerinde ana karakter, evinden ayrılarak bir serüvene atılır. Zorlu yollar aşar, düşmanları alt eder, engelleri geçer ve en sonunda bir ödül ile evine daha güçlü, tecrübeli ve mutlu mesut olarak geri döner (Gürses, 2007).

Bu olay örgüsü sayısız kültürün sözlü eserlerinde mevcuttur. İncelendiği zaman birçok unsurun, olayın, kişilerin ve kavramların bu eserlerde ortak olduğunu fark ederiz. Bizim inceleyeceğimiz ve arketiplerini analiz edeceğimiz eser, Sezgin Burak tarafından yaratılan ve kurgusal bir karakter olan Tarkan’ın, Gümüş Eyer serüvenidir.

Tarkan

Tarkan, Sezgin Burak tarafından yaratılan kurgusal bir karakterdir. Hun savaşçısı ve Attila’nın fedaisi olan Tarkan, 14 Nisan 1967’de yayımlanan Hürriyet gazetesinde “Marsın Kılıcı” adlı serüvende ilk kez görülmüştür. 1978 yılında “Milano’ya Giden Yol” serüveniyle son bulmuştur (Akgün, 2008).

Tarkan: Gümüş Eyer ve Arketipler

“Gümüş Eyer” macerasının baş karakteri Tarkan’dır. Tarkan, ailesine ve halkına yapılan kötülüklerin sorumlusundan intikam almak için bir yola çıkar. Bu durum baz alınarak, Tarkan karakterinin kahraman arketipine karşılık geldiği söylenebilir.

Tarkan’ın öldürülen babasının hizmetkarlarından olan Tulga, ailesi ölmüş olan Tarkan’ı köylülerden alır ve büyütür. Amacı doğrultusunda Tarkan’ı büyük bir savaşçı olarak yetiştirir, ailesinin ve halkının intikamını almak üzere hazırlar. Kurtların büyüttüğü Tarkan, ailesinin ve halkının başına gelenleri Tulga’dan öğrenir ve gerekli yönlendirmeleri Tulga’dan alır. Tulga, “Gümüş Eyer” serüveninin akıl hocası arketipidir.

Serüvenin önemli arketiplerinden biri olan eşik muhafızları; serüvenin kahramanı yoluna çıkan engelleri aşarken, kahramanın işini zorlaştıran arketiptir (Seçmen, 2014). Eşik muhafızları, serüven için genel itibari ile önemsiz figürlerdir. Eşik muhafızları, bazen canlı bir kişi, bazen kilitli bir kapı, bazen ise bir bilmecedir. Eşik muhafızı arketipi, kahraman için ne dost ne de düşmandır; hikayenin akışını sağlamak için vardır. “Gümüş Eyer” serüveninde birçok eşik muhafızı örneği mevcuttur. Örnek olarak, bebek Tarkan’ın etrafının çakal sürüsü tarafından sarılması verilebilir. Bakıcısı Tarkan’ı kurtarmak için kendi canını ortaya koyar ve sonrasında Tarkan, kurtlar tarafından bulunup büyütülür. Çakal sürüsü, serüven için önemsiz bir figürdür fakat akışın sağlanması açısından önem taşır (Akgün, 2008).

Mağaradaki Tarkan’a, bir haber güvercini gelir. Tulga tarafından gönderilen bu güvercin Tarkan’a serüveni için haber verir. Bu kısımda güvercin haberci arketipini karşılar.

Büyücü Goşha’nın serüvenin henüz başlarında kendisini Tarkan’a prenses olarak tanıtması, ve sonrasında ise Tarkan’a büyü yapması, Goşha’nın şekil değiştiren arketipine karşılılık geldiği söylenebilir.

Kostok, Tarkan’ın ailesini ve halkını öldürmesi ile bu serüvenin kötü karakteridir. Zalim, acımasız ve merhametsiz olan Kostok, amaçları doğrultusunda hiçbir şeyi yapmaktan geri durmaz. Altar’ı ve kadınlar/çocuklar dahil tüm halkını öldürmesi buna bir örnektir. Kostok, serüvenin ana kahramanı Tarkan ile tam olarak zıt bir yapıya sahiptir. Bu özellikleri ile Kostok gölge arketipine karşılık gelen karakterdir.

Serüvenin başlama ve Tarkan’ın intikamını almak üzere yola çıktığı mevzu bahis saldırıdan önce Altar, kalesinde bir şölen vermekteydi. Bu şölene dost gibi görünerek katılan Kedi adlı karakter, Kostok’a saldırması yönünde işaret verir. Kurnaz bir karakter olan Kedi, kargaşa yaratarak bu baskında etkin bir rol oynar. Kedi, bu serüvenin hilekar arketipidir (Akgün, 2008).

Hala günümüz eserlerinde araştırmacılar, Jung’un arketiplerini eserlerin çözümlemesinde kullanmaktadır.

Kaynakça

Akgün, Ö. Ü. (2008). Kahraman olgusunun çizgi romandan sinemaya uyarlamadaki görünümü: Tarkan ve Conan örnekleri.

Alpoğuz, S. (2019). Yeşilçam sinemasında tarihî/kostüme ve destansı filmlerde kahramanlık mitosunun incelenmesi.

Seçmen, E. A. (2014). Sinemada süper kahramanlık imgesi ve Indiana Jones filmleri örneği.

Gürses, İ. (2007). Jung’cu arketip teorisi bağlamında tasavvufî öykülerin değerlendirilmesi: Sîmurg örneği. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi16(1), 77-96.

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir