Kaygı; psikanalitik kurama göre kaçınılması gereken bir duygu değil, anlaşılması gereken bir sinyaldir. Kaygıdan kaçınma kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede kaygıyı sürdürebilir. Buna karşılık; kaygının kabul edilmesi ve duyguların işlenmesi, bireyin kendini düzenleme kapasitesini güçlendirerek daha sağlıklı bir psikolojik denge kurulmasına katkı sağlar.
Freud’un histeri çalışmaları, bastırılmış ruhsal içeriklerin bedensel semptomlara dönüşebileceğini gösterirken; Paris Psikosomatik Okulu bu süreci düşünsel temsil kapasitesinin sınırlılığı üzerinden geliştirmiştir.
Freud’un rüya teorisi neden ve nasıl rüya gördüğümüz üzerine oluşur. Geçmiş yüzyıldan bu yana oldukça itibarsızlaşmış da olsa, bazı doğru kısımları olduğunu gösteren deneyler mevcuttur.
Jung’a göre kolektif bilinç dışı, hafızamızda barınan ve var olduğumuz toplumun kültürüne dayalı olan semboller, imgeler, dil ve diğer tecrübeleri içerisinde barındırmaktadır.