Açık Öğretimde Psikoloji Olmaz!

Ne Olmuştu?

Dün (12.07.2020) sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar sayesinde, İstanbul Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi internet sitesinde psikoloji bölümünün bulunduğu görüldü. Psikoloji camiası tarafından yüksek bir tepkiyle karşılanan bu durumun gerçekliğinden bir süre emin olunamadı.

Türk Psikologlar Derneği Genel Başkanı Okan Cem Çırakoğlu’nun ilk paylaşımları bilginin henüz doğrulanmadığı yönündeydi:

Bugün (13.07.2020) öğle saatlerinde ise Prof. Dr. Sibel Arkonaç kararı doğruladı ve açık öğretim fakültesinde açılan psikoloji bölümüne var olan örgün psikoloji bölümünden destek olmadığını paylaştı:

Türk Psikologlar Derneği’nin yaptığı resmi açıklamada psikoloji ve ruh sağlığı alanlarındaki tüm alan paydaşlarına destek çağrısında bulunuldu.

#açıktanpsikoloğaHAYIR #psikolojiaçıköğretimolamaz #açıköğretimdepsikolojiolmaz #meslekyasası hashtag’leri ile yapılan duyuruda, psikoloji eğitiminin “evrensel yükseköğrenim ilkeleri uyarınca” açık öğretim kapsamında gerçekleştirilemeyeceğine değinildi. Ayrıca, İstanbul Üniversitesi ile yüz yüze görüşmek ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile bilgilendirme görüşmesi için gerekli adımların atıldığı belirtildi.


Sahte Psikologlara Zemin

Açık öğretim fakültesinde psikoloji bölümünün açılmasının, yeterli yetkinliğe ulaşamamış mezunlar yaratacağına ve toplum ruh sağlığını tehdit ettiğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, psikoloji eğitimi olmayan ya da “yalnızca psikoloji yüksek lisansı olan” ancak kendisini psikolog olarak tanıtan sahte psikologlara bir zemin yaratılmış olacak. Bilimsel olmayan, bireyin ruh sağlığı tehlikeye sokan ve etik dışı girişimlerle gündeme gelen sahte psikologlar ise psikolog unvanını kolayca elde edebilecekler. Mesleki bilgilerin ve etik bilincinin uzaktan eğitim ile kazandırılmaya çalışılması tehlikeli ve görece olanaksız görülmektedir.


Psikoloji Eğitimindeki Sorunlar ve Eksiklikler

Psikoloji lisans eğitimi, araştırma yöntem ve becerilerinin kazanılmasının yanı sıra deney ve gözlem amaçlı laboratuvar koşullarını gerektirmektedir. Günümüzde akademisyen sayısıyla orantısız bir artış gösteren psikoloji bölümü sayısı, eğitim niteliğini tehdit etmektedir. Psikologlar ve öğretim üyelerince uzun yıllardır dile getirilen eğitim niteliğindeki düşüş ve mezun sayısındaki artış, Türkiye’deki ruh sağlığı çalışmalarını da olumsuz etkilemektedir.

Akademik kadrosunun psikologlardan oluştuğu, yeterli laboratuvarı olan, psikolojinin alt dallarının temsil edilebildiği, öğrenci-öğretmen oranının korunduğu ve uygulamalı öğrenme olanakları sunabilen psikoloji bölümlerinin sayısının düşük olduğu bilinmektedir.

Örgün eğitim koşullarında bile yeterli eğitim niteliğine erişilemezken, Açık öğretim fakültesinde psikoloji eğitiminin verilemeyeceği anlaşılmaktadır.

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir